Ceza yasasının mimarı ‘Bilal’e anlatır’ gibi anlattı: Karar yok hükmünde

Ceza yasasının mimarlarından Prof. Dr. Adem Sözüer, Abdullah Zeydan'ın memnun haklarının ortadan kaldıran mahkemenin olmayan yetkiyi kullandığını belirterek, bunun hukuki sonuç doğurmayacağını ve yok hükmünde olduğu belirtti. Sözüer, yok hükmünde olan bir karar dayanarak ikinci sıradakine mazbatanın verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu kaydetti.

  • ü
  • 03 Nisan 2024
  • ü
  • Gündem

Mevcut ceza yasasanını mimarlarından Prof. Dr. Adem Sözüer, Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na seçilen Abdullah Zeydan’ın memmun haklarının iptal edilmesinin yok hükmünde olduğunu belirterek, “Bir mahkemenin kesinleşme şerhi ile belgelediği kesinleşmiş kararını, hata yaptım diye kaldıramaz.”dedi.

Sözüer, Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnun haklarının kaldırılmasının yok hükmünde olduğunun belirtti. Sözüer, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Kesinleşme şerhinin de verildiği dosyadaki kararın denetiminde,görevli/yetkili olmayan mahkeme, kararım kesinleşmemiş deyip kararını kaldıramaz.Bu kaldırma kararıyla, buna dayalı olarak mazbatanın kazanan adaya değilde ikinci sıradaki adaya verilmesi yok hükmündedir.

Gerekçelerim ve önerilerim:Hukukta bazı konular iki kere iki dört eder niteliğinde tartışmasızdır.

Bir mahkemenin kesinleşme şerhi ile belgelediği kesinleşmiş kararını, hata yaptım diye kaldıramaz.Kesinleşmiş kararla ilgili tüm hatalar, kararı veren mahkemece değil, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararı sürecinde giderilebilir.

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesince yasak hakların geri verilmesine ek kararı hatalıdır, çünkü yasak hakların geri verilmesi için gereken üç yıllık süre geçmemiştir. Hatalı olmakla birlikte, karar kesin hüküm niteliğini almış, yani kesinleşmiştir.

Kesinleşmiş ilk karardaki yanlışı gidermek için verilen ikinci karar da yanlıştır. Çünkü ilk kararı veren Diyarbakır 5.Ağır Ceza Mahkemesi, kesinleşmiş bir önceki kararım hatalıymış deyip onu kaldırıp, yeni bir karar veremez.

Kesinleşmiş bir karara karşı ancak ve sadece olağanüstü kanun yoluna gidilebilir. Bu da Diyarbakır. 5.ACM kararına karşı kanun yararına bozma yolu olup,başvuru Adalet Bakanlığına yapılmalıdır.

Diyarbakır 5. ACM’nin yasak hakların geri verilmesine ilişkin kararın içeriği ve kesinleşmesiyle ilgili tüm konuların tartışılabileceği süreç bu başvuru ile başlatılabilir.

‘MAHKEMENİN KENDİNİ DENETLEME YETKİSİ YOK’

Halen yapılmamış olan bu başvurunun, yapılması her zaman mümkündür.

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşen kendi kararını ele alarak kaldırması ve yeni bir karar verme yetkisi yoktur. Kesinleşmiş kararını denetlemek bakımından görevli ve yetkili olmayan bir mahkemenin, kendini yetkili kılıp verdiği karar, hukuki hiçbir sonuç doğurmaz, yok hükmündedir.

Yok hükmünde, geçerliliği olmayan bir karara dayanıp, mazbatayı seçilen aday yerine ikinci sıradaki adaya veren İl Seçim Kurulu kararı da hukuka aykırıdır.

‘KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURUP KAZANAN ADAYA MAZBATA VERİLMELİYDİ’

Yapılması gereken kanun yararına bozma yoluna başvurulması ancak kazanan adayın mazbatasının verilmesiydi.

Tüm bu nedenlerle YSK’nın, Van İl Seçim Kurulunun yok hükmünde bir karara dayanıp mazbatayı ikinci adaya verilmesi yolundaki kararını kaldırması ve mazbatanın seçilen adaya verilmesine hükmetmesi gerekmektedir.

Seçilme yeterliliğinin sağlandığı belirtilmesine rağmen sonrasında seçilme yeterliliğinin kaybedildiğinin anlaşıldığı hallerde dahi mazbatayı ikinci sıradakine veren uygulamanın seçme ve seçilme hakkıyla, demokrasi ile bağdaşır bir yönü yoktur. Bu yönde dayanak olan ilke kararlarının değişmesi ve bu hususun açık bir şekilde mevzuatta düzenlenmesi gerekmektedir. Zira ikinci sıradaki aday, seçilen adayın yedeği olarak seçime girmemektedir.

‘KİŞİYE NİYE HAKKINI KULLANDIN DİYEMEYİZ’

Diğer yandan seçim sürecinde her şeyin her an mercek altında olduğu koşullarda, yanlışlığı tespit edilebileceği bir kararla, adaylık başvurusu yapmanın siyasi yerindelik ve risk açışından doğruluğu tartışılmaktadır. Ancak, kişi mahkemeye başvurma hakkını kullanmış ve mahkeme de lehine karar vererek yasak haklarını iade etmiş, bu karar da kesinleşmiştir.Hakkını kanunlardaki usullere uygun olarak kullanan kişiye, niye hakkını kullandın diyemeyiz.

Ama asıl önemli husus, adil olmayan yargılamalarla, siyasi rakipleri tasfiye amacıyla verilen hukuksuz kararlardır. Özellikle kamu görevlilerine hakaret veya propaganda suçlarında keyfi uygulamalar var. Anayasa Mahkemesi ve AİHM ihlal kararlarını uygulamamakta keyfiliğin açıl bir göstergesidir.
Esas temel sorun bu keyfi uygulamalardır.Bunun için ülkemizde, amasız olarak hukuka dönüşün başlatılması gerekir.”

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com