Ayşe Ateş: Ülkü Ocakları Başkanı Yıldırım’ın ifadesi alınmalı, soruşturma ‘örgütlü suçlar’ kapsamında yürütülmeli

Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş'in öldürülmesine ilişkin davanın bugünkü duruşmasında Ayşe Ateş, cinayetle suçlanıp tutuklanan ya da yargılanan pek çok kişinin Ülkü Ocakları Başkanı'yla ilişkisine dikkat çekerek "Bütün bu bilgiler ışığında Ahmet Yiğit Yıldırım isimli şahsın ifadesinin dahi alınmamış olması bir garabettir" dedi.

  • ü
  • 08 Ocak 2026
  • ü
  • Gündem

Sinan Ateş cinayetine ilişkin davanın görülmesine Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada sanıkların savunmaları, mahkeme başkanının soruları ve delillere yönelik itirazlar öne çıktı.

Gazeteci Alican Uludağ’ın X’teki hesabından aktardığına göre; Ülkü Ocakları Ankara İl Başkan Yardımcısı Suat Yılmazzobu, mahkemede savunma yaptı. Yılmazzobu’nun, 8 Nisan 2022’de Sinan Ateş’in Yenimahalle’deki ev adresini “Abi telefon numarası aktifmiş” notuyla sanık Tolgahan Demirbaş’a gönderdiği mesajlar duruşmada gündeme geldi. Mahkeme başkanının bu yazışmaları sorması üzerine Yılmazzobu, aradan uzun zaman geçtiğini belirterek “Üç yıl geçmiş, hatırlamıyorum” yanıtını verdi.

‘KAFASINA SIKACAKLAR’ MESAJI

Mahkeme, Yılmazzobu’nun Demirbaş’a gönderdiği, “Abi aramızda kalsın da Muhabbet Başkan Şakir (kardeşi) ile konuşmuş. Ekibi kurduk kafasına sıkacaklar demiş” ifadelerini içeren mesajı da sordu. Yılmazzobu, bu mesajın Sinan Ateş’e yönelik olmadığını, bir alacaklısına duyduğu sinirle yazıldığını öne sürdü. Mahkeme başkanının, bu tür bilgileri sorguladıkları özel bir ekran olup olmadığı yönündeki sorusuna ise “Bilmiyorum” cevabını verdi.

KOMİSERDEN İTİRAF GİBİ SAVUNMA

Duruşmada ayrıca, Sinan Ateş cinayetine ilişkin bilgi notunu Tolgahan Demirbaş’a göndermekle suçlanan ve komiserlikten ihraç edilen Talha Atalay da savunma yaptı. Atalay, Demirbaş’la trafik cezaları üzerine yazıştıklarını, kendisini camiadan tanıdığını söyledi. Gönderdiği bilgi notunun Emniyet’e ait olmadığını savunan Atalay, “Sosyal medyada yer alan bilgilerdi. Hayatın genel akışı içinde gönderdim. Bu bilgi notunu Tolgahan benden istemedi” dedi.

Cinayete yardım iddiasıyla yargılanan dönemin Ankara Cinayet Büro Amiri Komiser Mustafa Ensar Aykal ise hakkındaki yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti. Aykal’ın avukatı Aziz Bingöl, Tolgahan Demirbaş’ın telefonuna ilişkin el koyma kararının süresi içinde hâkim onayına sunulmadığını ileri sürerek, “Bu nedenle telefon yasaklı delildir. Delil olarak kullanılamaz, derhal imha edilmeli ve müvekkilim hakkında beraat kararı verilmelidir” diye konuştu.

AYŞE ATEŞ: AHMET YİĞİT YILDIRIM’IN İFADESİ ALINMALI

Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş duruşmada söz alarak Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın mahkemede dinlenmesini istedi.

Ateş, şunları söyledi:

“Sinan katledilmeden önce bana, ana babasına, yakın arkadaşlarına Ahmet Yiğit Yıldırım’ın da onu öldürmek için kiralık katil aradığını söylemiş olmasına ve bizim de bu bilgiyi yüksek mahkemenizle paylaşmamıza,

Şu anda burada yargılanan şahısların hakkımızda edindikleri bilgileri Sinan’ın katledilmesine ilişkin müebbet hapis cezası alan Tolgahan Demirbaş’a ilettikleri, onun da bu bilgileri Ahmet Yiğit Yıldırım’a ilettiği dosyada bulunan deliller ışığında sabit olmasına,

Müebbet hapis cezası alan Tolgahan Demirbaş ile yardım ve yataklıktan hüküm giyen Emre Yüksel’in, Ahmet Yiğit Yıldırım’ın makam aracıyla kiralık katil Eray Özyağcı’yı Ankara’dan İstanbul’a kaçırdıkları bir önceki yargılamada hükme bağlanmasına,

Kaldı ki Ahmet Yiğit Yıldırım’ın Sinan’ın katledilmesinden sonra tutuklanan ve geçtiğimiz aylarda öldürülen Serdar Öktem ile hukuka aykırı bir şekilde, tutuklu olduğu esnada hastanede temas kurduğuna dair görüntüler basına yansımasına rağmen Ahmet Yiğit Yıldırım isimli şahsın henüz ifadesine bile başvurulmamıştır.

Sinan hayattayken Sinan’ın yakın arkadaşlarının çocuklarını takip ettirme emri verecek ölçüde Sinan’a hasımlık eden kişi, Ahmet Yiğit Yıldırım isimli bu şahıstır. Bu bilgi, iddianamedeki deliller arasında mevcuttur.

Sinan aramızdayken bu şahsın yakın çevresi ve ekibindeki şahıslar tarafından Sinan’a yönelik hakaret, tehdit ve iftiralar her gün artan bir şiddetle devam etmiş, hatta Sinan katledilmeden hemen önce “arkana bakmadan yürüme” şeklinde yapılan tehdit içerikli sosyal medya paylaşımları basına da yansımıştır.

‘ELÇİ ADI ALTINDA SOPA GÖSTEREN DE BU ŞAHISTIR’

Bununla birlikte, Sinan’ın arkadaşlarına “elçi” adı altında şahıslar gönderip aba altından sopa gösteren de bu şahıstır. Sinan’ın arkadaşları vermiş oldukları ifadelerde bu bilgileri heyetinizle paylaşmıştı.

Bütün bu bilgiler ışığında Ahmet Yiğit Yıldırım isimli şahsın ifadesinin dahi alınmamış olması bir garabettir.

Burada anlattıklarımın büyük bir tesadüf mü yoksa planlı bir cinayet mi olduğu hususunun aydınlatılması kamuoyu vicdanının rahatlaması için elzemdir.

Yüksek heyetinizin adaleti tesis edeceğine dair büyük bir inanç besliyor, Ahmet Yiğit Yıldırım isimli şahsın ifadeye çağrılarak deliller ışığında gerekli yargılamanın yapılmasını arz ve talep ediyorum.

Son olarak yüksek heyetinize şunları da söylemek istiyorum:

‘ÖZEL HAREKAT POLİSİ, ÇETE ÜYELERİ VE ÜLKÜ OCAKLARI MENSUPLARINI BİRARAYA HANGİ KARANLIK GÜÇ GETİRDİ?’

Sinan’ın katledilmesine ilişkin şu ana dek yürütülen yargılamada iki Özel Harekât polisi, bir çetenin üyeleri ve yüksek mahkemenizin karşısında “mensup olmaktan gurur duyuyoruz” diyerek siyasi kimliğini göğsünü gere gere söyleyen iki şahıs hüküm giydi.

Bugüne dek yürütülen yargılamada Sinan’ın neden katledildiği, bu üç farklı grubu hangi karanlık gücün bir araya getirdiği gibi sorular henüz cevap bulmadı.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

 

Oysaki hepsinin birbiriyle bağlantısını yüksek heyetiniz kurarak en yüksek cezaları vermeyi uygun bulmuştu.

Burada ise bütün vicdan sahiplerinin zihninde şu soru cevap arıyor:

Bunca suçlu bir araya gelmişken yargılama neden örgütlü suçlar kapsamında yürütülmedi, yürütülmüyor.

Yüksek heyetinizin yapacağı yargılama neticesinde bütün bu soruların da yanıt bulacağına inanıyor, Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.”

MAHKEME TÜM TALEPLERİ REDDETTİ

Cumhuriyet savcısı, mütalaasında Suat Yılmazzobu ve Mustafa Ensar Aykal vekillerinin hukuka aykırı delil değerlendirmesi talebi ve sanıkların duruşmalarda vareste talepleri ile sanık müdafiilerin adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması talebinin reddini istedi. Mahkeme, tüm talepleri reddederek, duruşmayı 4 Mart 2026 tarihine erteledi.

SANIK YAKINLARINDAN GAZETECİLERE “YAKIN” TAKİP

Bu arada duruşma sırasında bazı sanık yakınlarının, özellikle duruşmayı izleyen gazetecilere yakın oturarak, gazetecilerin hareketlerini ve aldığı notları yakından takip etmeleri dikkat çekti. Duruşmayı takip eden polisler ise bu sanık yakınlarının hareketlerini yakından takip etti.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER