Yine satıldın ey kavmim…

Kürtlerin neredeyse 300 yıldır yaşadığı trajedi, bugün bir kez daha tekrar etti. Egemen güçler bir kez daha atlarını "devlet"ten yana kullandı, biz ise "üstlendiğimiz görev" bittiğinde ortaklıktan atılıp köşemize bırakıldık. Uzatmanın bir manası yok, bir kez daha satıldık. Bize tercih edilenin kafa kesen, diri diri insan yakan bir zihniyetten olmasının da bir anlamı yok üstelik...

Barzani ve Mazlum Abdi, Erbil'de toplantıda.

Suriye’de son iki haftada yaşanan gelişmelere bakan herhangi bir Kürdün üzüntü duymaması mümkün değil. Yenilmişlik, hayal kırıklığı ve yalnızlığın en derine kadar hissedildiği bu ruh hali dünyanın dört bir yanına dağılmış Kürtleri “tek duyguda” birleştiriyor ancak bu birleşme “eksik bir yan” üzerine kurulu.

O da devletsizliğin ve sahipsizliğin verdiği derin sızı…

Suriye’de “esas patron” olan ABD, Suriye Kürtlerine açıkça “artık ortağımız değilsiniz” derken, son iki haftadaki saldırılara yol verdiğini de beyan etmiş oldu. “Ortadoğu valisi” Tom Barrack, Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) artık ihtiyaç kalmadığını, onlarla kurulan ortaklığın “IŞİD’i yenmek üzere” olduğunu söyledi, Ahmet Şara yönetimindeki yeni Suriye yönetiminin bu görevi üstlenmeye hazır olduğunu duyurdu.

Böylece 10 yıldan fazla bir süredir dünyadaki tüm Kürtlerin gözünün kulağının çevrildiği Rojava’daki “model” de dünün IŞİD artıklarının insafına bırakılmış oldu.

Bu hikâyede kahredici nokta Kürtlerin, dünyadaki herhangi bir devletin ya da gücün “çekineceği/utanacağı/dikkate alacağı” bir devletlerinin olmaması. En kötü devlet bile -IŞİD filan diyoruz, ama önemli değil o artık, devlet olsun yeter- devletsiz ama 50 milyon nüfusu bile olsa devletsiz Kürt’ten iyidir bu noktada artık.

Barzani ve Talabani, Erbil’de Tom Barrack ile toplantıda.

Egemen güçler kör de olsa topal da olsa her zaman “devlet”ten yana oynuyor. Yine öyle oldu. 300 yıldır 4 parçada atılan her adımın, her girişimin sonu nereye vardıysa, vali Barrack’ın yeni Ortadoğu’sunda da aynı yere vardı. Kürtler, canları pahasına üstlendiği görev sona erdiğinde, “tamam ben yeni ortak buldum” denilerek bir kez daha köşeye bırakıldılar. Kısaca bir kez daha satışa geldi Kürtler.

Duygusal millet Kürtler. En ufak bir kıvılcımda nasıl heyecan duyuyorsa, en büyük darbelerde de iliklerimine kadar devletsizliği ve sahipsizliği hissediyor. Dünyadaki tüm dertlerimizin, hatta berbat ve fakir yaşamlarımızın bile sebebi devletsizlikmiş gibi hissederiz biz.

Düşeriz, kalkarız, ağlarız, devletsizliğimiz bir gün başka bir yerde yine gelip çarpar yüzümüze…

Peki, bundan sonra ne olur, ne yapar Kürtler? Bugünden yarına çok şey değişmez ama bırakıldığımız köşeyi yeşertecek direnci bir şekilde içimizde bulup ayağa kalkacağız elbette. “Kürdün Kürtten başka dostu yoktur” düsturunu bir kez daha iliklerimize kadar hissederek…

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER