Akın Gürlek vakası: İstanbul’da esti gürledi, Ankara’da ne yapar?

Akın Gürlek'in Adalet Bakanlığı koltuğuna oturması "İstanbul'da yaptıklarının ödülünü aldı" şeklinde yorumlanamayacak kadar önemli bir gelişme. Ülkenin demokrat kesimleri asıl bundan sonra yapacaklarından korksa daha iyi olacak. Yılmaz Tunç'un "Türkiye hukuk devletidir" sözü geride kaldı, Akın Gürlek'in şahsında "Türkiye polis devletidir" dönemine giriyoruz.

Akın Gürlek, daha henüz bir yerel mahkemedeyken Adalet Bakanlığı koltuğuna oturabilecek ‘potansiyeli’ göstermişti. Hükümetin canını sıkan herhangi bir muhalif karşısına çıktığında tam da gönülleri hoş edecek en ağır cezaları basıp geçiyordu. Akın Gürlek’in heybesinde hangi davalar yok ki: Selahattin Demirtaş, Canan Kaftancıoğlu, Selçuk Kozağaçlı, Sözcü gazetesi, Enis Berberoğlu davası, Esenyurt’a kayyım atanması ve Ahmet Özer’in tutuklanması, Ekrem İmamoğlu’nun hapse atıldığı malum İBB soruşturması…

Akın Gürlek, onu destekleyip Kürt hareketi, CHP, muhalif kesimler derken Erdoğan rejiminin ‘muhalifi’ kim varsa tepelemek üzere görevlendiren Erdoğan’ın son hamlesi ile artık kabinenin bir üyesi. Adalet Bakanlığı koltuğunda, icracı savcıyken yapabildiklerinin çok daha fazlasını yapabilecek güce erişti.

Gürlek, HSK Başkanı olarak tüm başsavcı, komisyon başkanı ile hakim ve savcıları değiştirme yetkisine sahip oldu.

NASIL BİR DÖNEME GİRECEĞİZ?

Gürlek, İstanbul’da CHP’ye ve muhaliflere yönelik operasyonları rahatlıkla tüm Türkiye genelinde yapabilecek güce sahip artık. 2028’deki seçimlere gidilirken yargıda çok daha sert bir döneme gireceğimiz kesin.

Erdoğan’ın önümüzdeki 2 yılı çok dikkatle planladığı açık. Akın Gürlek gibi bir ismi Adalet Bakanlığı koltuğuna oturturken, İçişleri Bakanlığı’na da Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’yi getirdi. Bu ince dizaynla Adalet Bakanlığı eliyle dizayn edilecek yargı operasyonlarında kolluk gücünün sınırsız kullanımı da sağlanmış oluyor.

Hiçbir kritik ilde görev yapmayan, Erdoğan ve MHP’ye göz kırptığı bazı çıkışları ve hareketleri dışında neredeyse varlık gösteremeyen Çiftçi’nin İçişleri Bakanlığı’na getirilmesi, Akın Gürlek üzerinden yürütülecek yargı operasyonlarının habercisi. Başta CHP olmak üzere toplumsal muhalefetin topyekûn bastırıldığı bir dönemin hazırlığı sanki…

Akın Gürlek “vakası” aynı zamanda Erdoğan rejiminin çalışma şekli hakkında da fikir veriyor. Erdoğan bu hamle ile parti kadrolarına, bürokrasiye, iş dünyasına, yargı camiasına “Sonuna kadar itaat ederseniz, ne kadar tartışmalı da olsanız sizi en tepeye çıkarırım” mesajı.

“SİYASETÇİ AKIN GÜRLEK” NE YAPACAK?

Başsavcı olarak hiçbir hareketinden sual olunamayan Akın Gürlek, artık kabine üyesi olarak Meclis’in, siyasi partilerin ve milletvekillerinin karşısında olacak. Bakan koltuğunda etki gücü büyümüş olabilir ancak bir “siyasetçi” olarak bundan sonra daha kolay eleştirilecek. Başsavcılık gölgesinde her itirazı hapisle sonuçlandıran Gürlek, TBMM’de milletvekillerinin kendisini parça parça edeceği bir sürece de girmiş oldu. Özgür Özel’in grup başkanvekili olarak Hulusi Akar’ı dünyaya rezil etiği performansı hatırlayın.

Akın Gürlek de artık halk iradesinin tecelligahı olan Meclis’te, yaptığı hiçbir şeyde sorumluluk almayan tavrını bırakmak zorunda. Bu yönüyle Akın Gürlek artık “çıplak” sayılır. Muhalefetin göstereceği performans, Akın Gürlek’in ülkeyi kasıp kavuracak yargı operasyonlarına set çekebilir…

Akın Gürlek son 10 yıla damgasını vuran siyasi davalara imza atan isim olarak elindeki keskin yargı kılıcını sonuna kadar kullandı. Şimdi birçok kişi tarafından “ödül” olarak yorumlanan atamayla Adalet Bakanlığı koltuğuna oturdu. Ancak bu adımı, ödülden ziyade yeni dönemin habercisi olarak okumak daha iyi olur.

Yarın sabahtan itibaren yargı sopasının daha sert şakladığını duyarsak şaşırmayalım…

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER