Mahfi Hoca’dan önemli uyarı: Faiz giderlerindeki artış ekonomiyi tehdit ediyor

Ekonomist Mahfi Eğilmez, Türkiye’nin iç ve dış borç yapısı ile faiz giderlerine ilişkin değerlendirmesinde, borç yükünün hesaplanmasında kur politikasının belirleyici rol oynadığını, faiz giderlerindeki hızlı artışın ise son yıllardaki ekonomi politikalarının sonucu olduğunu belirtti.

  • ü
  • 04 Ocak 2026
  • ü
  • Ekonomi

Hazine eski Müsteşarı, ekonomist Mahfi Eğilmez, ”Borç ve Faiz Sorunumuz” başlığıyla kaleme aldığı yazısında Kasım 2025 itibarıyla merkezi hükümetin iç borç stokunun 7 trilyon 941 milyar lira, dış borç stokunun ise 126,9 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu aktardı. Buna göre merkezi yönetimin toplam borç stokunun 13 trilyon 325 milyar liraya ulaştığını ifade eden Eğilmez, toplam borç yükünün Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranının yüzde 21,4 olarak hesaplandığını kaydetti.

BORCUN ÇOĞU ÖZEL SEKTÖRE AİT

Türkiye’nin toplam dış borç stokunun 2025 yılı üçüncü çeyrek sonu itibarıyla 564,9 milyar dolar olduğunu belirten Eğilmez, dış borç yükünün GSYH’ye oranının yüzde 37,2 seviyesinde bulunduğunu bildirdi. Dış borcun en büyük bölümünün özel sektöre ait olduğunu vurgulayan Eğilmez, kamu kesiminin dış borç stokunun 235,7 milyar dolar olduğunu aktardı.

Borç yükü hesaplamalarında dolar kurunun kritik öneme sahip olduğuna işaret eden Eğilmez, kurun baskılanması halinde dolar cinsinden GSYH’nin yüksek, dış borç yükünün ise olduğundan düşük göründüğünü ifade etti. Dış borç stokunun dolar üzerinden belirlendiğini, GSYH’nin ise Türk lirası cinsinden hesaplanarak ortalama kura bölündüğünü hatırlattı.

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNDE FAİZ GİDERİ SÜREKLİ ARTIYOR

Faiz giderlerine de değinen Eğilmez, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sonrasında faiz giderlerinin sürekli artış eğilimine girdiğini belirtti. Faiz giderlerinin bütçe içindeki payının yükseldiğini ifade eden Eğilmez, 2022 ve 2023 yıllarında bu oranın görece düşük görünmesinin, 2021’de başlatılan düşük faiz politikasından kaynaklandığını kaydetti.

Eğilmez, 2023 yılında faiz giderlerinde rekor artış yaşandığını belirterek, bunun temel nedeninin enflasyonun çok altına düşürülen faizlerin daha sonra hızla artırılmak zorunda kalınması olduğunu vurguladı. Faiz giderlerindeki anormal artışın, 2021’de uygulanan politikaların gecikmeli maliyeti olduğunu ifade etti.

ENFLASYONUN ÇOK ÜZERİNDE ARTIYOR

Faiz giderlerindeki artış oranı ile enflasyon arasındaki ilişkiye de dikkat çeken Eğilmez, normalleşme sürecine girilen 2023 yılında faiz giderlerinin enflasyonun çok üzerinde artmaya başladığını belirtti.

Eğilmez, popülist ekonomi politikalarının kısa vadede olumlu bir tablo yaratıyor gibi görünse de uzun vadede ciddi maliyetler doğurduğunu ifade ederek, bu tür uygulamaların enflasyon, faiz ve gelir dağılımı üzerinde kalıcı olumsuz etkiler yarattığını kaydetti.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER