Mahfi Hoca’dan ‘büyüme illüzyonu’ uyarısı: Refah gerçekten arttı mı?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, nominal kura dayalı dolar cinsinden göstergelerin refah algısını gerçekte olduğundan yüksek gösterdiğini vurguladı. “Son on yıldaki refah artışı algısının yaklaşık yüzde 40’ı, kur–enflasyon uyumsuzluğundan kaynaklanan bir büyüme illüzyonudur” diyen Eğilmez, asıl sorunun büyümenin varlığı değil, niteliği olduğunu ifade etti. “Türkiye ekonomisinde sorun büyümenin hiç olmaması değil; büyümenin satın alma gücüne ve toplumsal refaha yeterince dönüşememesidir” dedi.

  • ü
  • 19 Ocak 2026
  • ü
  • Ekonomi

Ekonomist Mahfi Eğilmez, dolar cinsinden ekonomik göstergelerin, yüksek enflasyon dönemlerinde gerçeği yansıtmadığını söyledi. “Son on yıldaki refah artışı algısının yaklaşık yüzde 40’ı, kur–enflasyon uyumsuzluğundan kaynaklanan bir büyüme illüzyonudur” dedi.

Eğilmez, nominal döviz kuru ile hesaplanan GSYH ve kişi başına gelir gibi göstergelerin, enflasyonun etkisini dışarda bıraktığını ve refah düzeyini olduğundan yüksek gösterdiğini belirtti. Analizde, yüksek faiz politikası ve sıcak para etkisiyle değerinin altında tutulan döviz kurunun, makroekonomik göstergeler üzerinde yanıltıcı bir etki yarattığını vurguladı.

“Ancak enflasyon oranının döviz kurundaki artışın üzerinde seyrettiği dönemlerde, nominal kurla ifade edilen dolar cinsinden GSYH olması gerekene göre yüksek görünmekte, bu durum, refah düzeyi ve ekonomik büyüklük algısında yanıltıcı izlenimler doğurabilmektedir.”

REEL İLE NOMİNAL ARASINDAKİ FARK

Merkez Bankası tarafından hesaplanan Reel Efektif Döviz Kuru’nu (REK) hatırlatan Eğilmez, bu göstergenin TL’nin reel gücünü yansıttığını ve fiyat düzeyi farklarını hesaba kattığını ifade etti. Nominal kurun sadece piyasa fiyatı sunduğunu, REK’in ise satın alma gücüne işaret ettiğini açıkladı.

“REK’in 100 olması, TL’nin baz yıl (2003) fiyat yapısına göre ‘normal’ bir değerde olduğunu; 100’ün altındaki değerler TL’nin reel olarak düşük değerli, 100’ün üzerindeki değerler ise reel olarak yüksek değerli olduğunu ifade eder. Ancak REK bir denge kuru ya da olması gereken nominal kuru üretmez; yalnızca reel değerlenme veya değer kaybının yönü ve büyüklüğü hakkında bilgi veren analitik bir göstergedir.”

Eğilmez, 2015–2025 yılları arasında REK verileriyle düzeltilmiş döviz kurunu esas alarak alternatif hesaplamalar sundu. 2021 sonrası dönemde, nominal kur ile REK’e göre düzeltilmiş kur arasındaki farkın hızla açıldığını ve bu farkın, kâğıt üzerindeki büyümeyi artırdığını söyledi.

“Nominal USD/TL kuru ile REK’e göre düzeltilmiş USD/TL kuru birlikte incelendiğinde, özellikle 2021 yılından itibaren iki seri arasındaki makasın dramatik biçimde açıldığı görülmektedir. Bu ayrışma, dolar cinsinden büyüme göstergelerinde ortaya çıkan algısal (kâğıt üzerindeki) büyümenin temel nedenini oluşturmaktadır.”

BÜYÜME NE KADAR GERÇEK?

Eğilmez, 2024 verileri üzerinden örnek verdi. 44.587 milyar TL’lik GSYH, 32,10’luk ortalama dolar kuru ve 85,7 milyonluk nüfusla, nominal kurla hesaplanan kişi başı gelir 15.852 dolara ulaştı. Ancak REK ile düzeltilmiş kura göre kişi başı gelir 11.725 dolar seviyesine indi.

“Enflasyon oranının, döviz kurundaki artışın üzerinde kaldığı dönemlerde TL cinsinden GSYH de dolar cinsinden GSYH de olduğundan yüksek görünür. Bu durum ekonomik gerçekliği tam olarak yansıtmasa da, kamuoyunda bir başarı algısı yaratılmasına zemin hazırlar.”

EKONOMİ DAHA KIRILGAN HALE GELDİ

2025 yılı üçüncü çeyreğinde Türkiye’nin dış borcu 565 milyar dolara ulaştı. Nominal kurla hesaplanan GSYH’ye oranı yüzde 36 oldu. Ancak REK bazlı GSYH hesaplamasıyla bu oran yüzde 45’e çıktı. Eğilmez, bu artışın tek başına kriz sinyali taşımadığını, fakat ekonomiyi daha kırılgan hale getirdiğini söyledi.

“GSYH’nin OVP’de tahmin edildiği gibi 1.569 milyar dolar olarak alınması hâlinde dış borç stoku / GSYH oranı yüzde 36 iken, REK’e göre düzeltilmiş kurla hesaplanan GSYH kullanıldığında bu oran yüzde 45’e yükselmektedir. Yüzde 45 oranı tek başına kriz eşiği anlamına gelmese de daha kırılgan bir görünüme işaret etmektedir.”

“Nominal kura göre bakıldığında Türkiye ekonomisi, 2015–2025 döneminde yaklaşık 700 milyar dolarlık bir büyüme kaydetmiş görünmektedir. Ancak enflasyon farkları ve kur baskısı ayıklandığında, reel satın alma gücü açısından artışın yaklaşık 400 milyar dolar ile sınırlı kaldığı anlaşılmaktadır.”

GERÇEK KİŞİ BAŞI GELİR NE KADAR?

Yaklaşık 5 milyon sığınmacının resmi nüfusa dahil edilmemesi, kişi başına gelir verisini yukarı çeken bir unsur olarak dikkat çekti. Eğilmez, bu grubu dahil ettiğinde kişi başı gelirin 11 bin doların altına düştüğünü söyledi.

“Resmi nüfusa dâhil edilmeyen yaklaşık 5 milyon dolayındaki sığınmacılar da hesaba katıldığında, 2024 yılı için 15.852 dolar olarak açıklanan kişi başına gelirin, reel düzeltme ve nüfus güncellemesiyle 11.000 dolar düzeyinin altına gerilediği ortaya çıkmaktadır.”

“EKONOMİK PERFORMANS DEĞERLENDİRMELERİNDE REEL ÇERÇEVE GÖZ ARDI EDİLMEMELİ”

Eğilmez, nominal kura dayalı makro göstergelerin tek başına yeterli olmadığını, REK gibi reel araçlarla birlikte değerlendirme gerektiğini vurguladı. Reel büyüme ile kağıt üzerindeki büyüme arasındaki farkın analizlerde dikkate alınması gerektiğini söyledi.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

 

“Bu çalışma, yüksek enflasyon dönemlerinde nominal döviz kuruna dayalı dolar cinsinden makroekonomik göstergelerin ekonomik gerçekliği olduğundan daha olumlu yansıtma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Reel Efektif Döviz Kuru, bir denge kuru üretmese de, nominal kur ile enflasyon arasındaki ayrışmanın yarattığı algı farkını görünür kılmak açısından önemli bir analitik araçtır.”

“Sonuç olarak, Türkiye ekonomisinde sorun büyümenin hiç olmaması değil; büyümenin satın alma gücüne ve toplumsal refaha yeterince dönüşememesidir. Nominal kur üzerinden yapılan karşılaştırmaların yarattığı refah algısı bu nedenle dikkatle ele alınmalı, ekonomik performans değerlendirmelerinde reel çerçeve göz ardı edilmemelidir.”

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER