Milyarderler artık teknolojiden doğuyor: Yeni nesil zenginler ya da servetin “mucit” hâli

Milyarder, yani “dolar milyarderi”, denildiğinde akla artık teknoloji öncüleri geliyor. Hâlâ gücünü koruyan bir avuç eski kodamanı saymazsak, artık servetin ana kaynağı teknoloji ya da eski bir deyişle “mucitlik” hâline geldi. Forbes dergisinin 30 yaş altındaki 46 milyarder listesinde, teknoloji şirketi sahibi olmayan yalnızca üç isim var. İşte küresel servetin yeni sahipleri…

Elon Musk, Sam Altman, Alexandr Wang, Mark Zuckerberg, Larry Ellison, Larry Page, Bill Gates, Sergey Brin ve daha yüzlercesi… Milyarder, yani “dolar milyarderi”, denildiğinde akla artık teknoloji öncüleri geliyor. Hâlâ gücünü koruyan bir avuç eski kodamanı saymazsak, artık servetin ana kaynağı teknoloji hâline geldi ve bu eğilimin hızlanarak süreceği görülüyor.

Zira Forbes dergisinin 30 yaş altındaki 46 milyarder listesinde teknoloji şirketi sahibi olmayan yalnızca üç isim bulunuyor. Bunlardan biri bir sporcu (LeBron James), diğer ikisi ise eğlence sektöründen (Taylor Swift ve Rihanna). Diamonds ve Umbrella gibi hitleriyle tanınan Rihanna, büyük ölçüde kozmetik şirketi Fenty Beauty sayesinde 2021’de milyarder oldu. Bugün serveti 1 milyar dolar düzeyinde. Taylor Swift ise milyar dolar sınırını yalnızca müziği ve performansları sayesinde aşarak bugün 1,6 milyar dolarlık bir servete sahip.

Bu üç ismin dışındaki 43 genç milyarderin tamamı teknoloji sektöründen geliyor.

Son 15 yılda bu genç küresel yıldızların en parlakları; sosyal medya ve finans teknolojilerinden perakendeye, Taylor Swift örneğinde olduğu gibi dünya çapında yıldızlığa kadar uzanan alanlarda on haneli servetler biriktirdi. Ancak hiçbir alan, günümüzdeki yapay zekâ dalgası kadar kısa sürede bu ölçekte servet yaratmadı. Bu durum, benzeri görülmemiş bir hızla yeni milyarderlerin ortaya çıkmasına yol açtı.

Yıldızı parlayanlar arasında, 2025 içinde milyarder olan ve hâlâ 30 yaşın altında bulunan sekiz isim dikkat çekiyor. Bunlar; yapay zekâ tabanlı kodlama aracı Cursor’ın geliştiricisi AnySphere’in dört kurucu ortağı olan 25 yaşındaki Sualeh Asif, Aman Sanger ve Michael Truell ile 26 yaşındaki Arvid Lunnemark; küresel borsa operatörü Intercontinental Exchange’den önemli bir yatırım alan Polymarket’in kurucusu Shayne Coplan; ayrıca bu sonbaharda 10 milyar dolar değerleme üzerinden 350 milyon dolar toplayarak dünyanın en genç milyarderleri arasına giren, yapay zekâ tabanlı işe alım girişimi Mercor’un 22 yaşındaki üç kurucu ortağı Brendan Foody, Adarsh Hiremath ve Surya Midha.

KENDİ KENDİNİ YETİŞTİRMİŞ MİLYARDERLER

Bu yıl 30 yaş altı mezunlarını içeren dikkat çekici bir anlaşma da yapıldı. Meta, haziran ayında 28 yaşındaki yapay zekâ girişimcisi Alexandr Wang’ın Scale AI şirketine, yüzde 49’luk pay karşılığında 14,3 milyar dolar yatırım yaptı. Bu satın alma, Wang’ın servetini yüzde 50’den fazla artırarak 3,2 milyar dolara yükseltti; 2018 “30 Yaş Altı 30” listesinde Wang ile birlikte yer alan kurucu ortağı Lucy Guo’nun serveti ise 1,4 milyar dolara çıktı. Guo, böylece dünyanın en genç “kendi kendini yetiştirmiş” kadın milyarderi oldu.

30 yaş altı milyarderler arasında yer alıp işlerini ve servetlerini büyütmeye devam eden girişimcilerin on ikisi, yapay zekâ odaklı şirketler kurdu. Ancak listede yer alan 46 kişinin neredeyse tamamı, işlerini geliştirmek için bir şekilde yapay zekâdan yararlanıyor. Müşteri hizmetleri ve veri analizine yapay zekâ ajanlarını entegre eden Ankur Jain’in Bilt’i ya da görüntü üretimi ve yüzü aşkın dile çeviri seçenekleri sunan Melanie Perkins’in Canva’sı bu duruma örnek.

Tüm “30 Yaş Altı” mezunları arasında en zengin isim, ByteDance’in kurucu ortağı Zhang Yiming. Zhang, 2013’te 30 yaş altı Çin listesine girdiğinde şirketi TikTok’u piyasaya sürmesine henüz dört yıl vardı. Video platformunun küresel başarısı, Zhang’a 63,9 milyar dolarlık bir servet kazandırarak onu dünyanın en zengin 26. kişisi konumuna taşıdı.

Zhang, Forbes ABD’nin 30 yaş altı listesinden çıkan ve ABD vatandaşı olmayan 14 kişi arasında yer alıyor. Bu isimler Çin, Hindistan, İrlanda ve Fransa gibi ülkelerden geliyor. Barbadoslu Rihanna ile ilk “30 Yaş Altı” kapağında yer alan, İsveç çıkışlı Spotify’ın kurucusu Daniel Ek de bu gruba dâhil.

TÜRKİYE VE AVRUPA’DAN NEDEN TEKNOLOJİ MİLYARDERİ ÇIKMIYOR?

Teknoloji milyarderlerinin ülkelerine bakıldığında, bu kişilerin yaklaşık yüzde 50’sinin yalnızca üç ülkeden çıktığı görülüyor: Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Hindistan. Bu üç ülke, geçen yıl içinde üretilen en yüksek milyarder servetini de oluşturdu.

Forbes’un 2025 Dünya Milyarderler Listesi’ne göre geçen yıla kıyasla milyarder sayısı 247 kişi arttı. Bu yıl listede 3.028 girişimci yer aldı.

Bu girişimciler aynı zamanda toplamda 2 trilyon dolar daha zenginleşerek 16,1 trilyon dolarlık bir servete ulaştı.

Amerika Birleşik Devletleri, 902 milyarderle (geçen yıl 813’tü) listenin başında yer alırken; onu 516 milyarderle Çin (Hong Kong dâhil) ve 205 milyarderle Hindistan izledi.

AVRUPA NEDEN TEKNOLOJİK SERVET ÜRETEMİYOR?

Listede Avrupa ülkeleri ve Türkiye’den de milyarderler bulunuyor. Örneğin Türkiye, listeye 35 milyarder soktu; ancak bunların hiçbiri teknoloji girişimcisi değil. Sierra Nevada (Eren Özmen) ve BioNTech (Uğur Şahin) gibi teknolojiyle ilişkilendirilebilecek iki şirketin Türk kökenli sahiplerinden biri ABD’de, diğeri Almanya’da yaşıyor ve şirketleri de bu ülkelerde faaliyet gösteriyor.

Avrupa Birliği’nin bu denli büyük bir ekonomik yapıya karşın teknolojide lider girişimciler ve yapay zekâ milyarderleri çıkaramaması dikkat çekici. Bu durum, AB’nin geleceği açısından da kaygı verici. Nitekim Avrupa’nın önde gelen küresel şirketleri —başta otomotiv sektörü olmak üzere— Çinli rakipleriyle rekabet etmekte zorlanıyor. Avrupa Komisyonu da bu nedenle, içten yanmalı motor yasağının gevşetilmesi gibi koruyucu önlemlere başvurmak zorunda kalıyor.

Avrupa’da Fransa, Almanya, İrlanda ve İsveç gibi ülkelerden Forbes listesinde yer alan bazı teknoloji şirketleri bulunuyor. Ancak bu şirketlerin öykülerinde de sonuç çoğu zaman aynı noktaya varıyor.

Spotify (İsveç), SAP (Almanya), ASML (Hollanda), DeepMind (İngiltere), Nokia (Finlandiya), Dassault Systèmes (Fransa), Skype/Wise (Estonya) ve Logitech (İsviçre) küresel ölçekte faaliyet gösteren şirketler. Buna karşın, bu markaların büyüme hikâyeleri çoğu zaman ABD’ye uzanıyor. Örneğin Estonya–İsveç kökenli Skype, Microsoft tarafından satın alındıktan sonra asıl büyümesini gerçekleştirdi. İngiltere’de kurulan DeepMind’ı Google satın aldı ve şirket küresel bir teknoloji devine dönüştü.

AVRUPALI GİRİŞİMCİLER NEDEN CESUR DEĞİL?

Yaşlı kıtadan bir Elon Musk ya da Sam Altman çıkması bugün için zor görünüyor; yakın gelecekte de bu tabloyu değiştirecek güçlü bir işaret bulunmuyor.

Bunun temel nedeni, Avrupalı girişimcilerin yetersizliği değil. ABD girişimcilere risk alma imkânı, sermayeye erişim ve hızlı ölçeklenme olanağı sunuyor. Avrupa ise istikrarı, yoğun düzenlemeleri ve erken çıkışı teşvik ediyor. Avrupa’da mühendislik gücü yüksek olsa da maaşlar görece düşük, hisse opsiyonu kültürü ise zayıf. ABD’de bir girişimin batması ve yeniden başlamak öz geçmişte olumsuz bir iz bırakmazken, Avrupa’da iflas hâlâ damgalanma anlamına geliyor. Sonuç olarak Avrupalı girişimciler daha az risk alıyor.

Kısacası Avrupa’dan çıkan teknoloji şirketleri, ABD’li muadilleri tarafından kısa sürede satın alınıyor; asıl büyüme ise bu aşamadan sonra gerçekleşiyor. Avrupa teknoloji üretiyor, ancak teknoloji devi üretemiyor.

Görünen o ki geleceğin milyarderleri büyük ölçüde teknoloji girişimcilerinden oluşacak. Geleneksel sektörleri temsil eden ve hâlâ listelerde yer bulabilen isimler ise zamanla elenecek.

Bu yarışta liderliği ABD ve Çin üstlenecek. Küresel ekonominin ABD–AB ekseni, teknoloji girişimciliği sayesinde giderek ABD–Çin hattına kayıyor. Bu değişim, tüm dünyada yakından izleniyor.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER