Fotoğraf: Theaters Magdeburg
Avusturyalı yazar Thomas Bernhard’ın “Alman ruhu”nu sert bir dille eleştirdiği oyun Emeklilik Öncesi (Vor dem Ruhestand), Schauspielhaus Stuttgart’ta yönetmen Martin Kušej tarafından günümüz bağlamına taşınarak sahnelendi. Stuttgarter Zeitung’a göre Kušej’in yorumunda oyunun orijinal metnine eklemeler yapılmış; özellikle ensest (kardeşler arası cinsel ilişki) sahneleri ve mevcut siyasal eğilimlere — AfD gibi popülist partilere — gönderimler dikkat çekti.
Bernhard’ın 1979’da ilk olarak Stuttgart’ta seyirciyle buluşan eseri, geçmişte de siyasi ve kültürel tartışmaların odağında olmuştu. Oyun, eski Nazi memurlarıyla ilişkilerini sürdüren bir aile portresi üzerinden Alman toplumunun otoriter ve bellek sorunlarını ironik ve eleştirel bir dille ortaya koyar. O dönemdeki prömiyer, siyasi arka planı nedeniyle benzeri tepkiler yaratmıştı.
Bugünkü sahnelenişte, Kušej’in yaklaşımı izleyiciyi 1970’lerin ötesine taşır; oyunda AfD’ye ilişkin çağrışımlar ve bugünün siyasal atmosferi ile bağlantılı görüntüler yer alıyor. Bu bağlamda Katharina Hauter ve Matthias Leja’nın canlandırdığı kardeşler arasındaki ilişki ve güç dinamikleri, sadece dönemin siyasi çatışmalarına değil, aynı zamanda güncel sağ popülizme dair keskin sorgulamalar içeriyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
Eleştirel sahnelemeye rağmen prömiyer akşamı büyük bir protesto veya tepki patlaması yaşanmadı; salonda alkışlar da eksik olmadı. İzleyiciler arasında, oyunun hem tarihsel ağırlığını koruyan hem de çağdaş siyasete bakış açısı sunan bir deneyim sunduğu yorumları yapıldı.
Bernhard’ın oyunu, tarihsel bağlamı ve tiyatro dili ile Almanya’da otoriter partiler ve ulusal kimlik tartışmalarının drama sahnesinde ifade bulduğu örneklerden biri olarak gündemde kalmaya devam ediyor.
Thomas Bernhard’ın 1979 tarihli oyunu Emeklilik Öncesi (Vor dem Ruhestand), dışarıdan bakıldığında sıradan görünen bir ailenin kapalı kapılar ardındaki dünyasını anlatır. Oyun, eski bir Nazi hâkiminin emeklilik arifesindeki hayatını ve iki kız kardeşiyle kurduğu rahatsız edici bağı merkezine alır. Her yıl gizlice Hitler’in doğum gününü kutlayan bu aile, geçmişle hesaplaşmaktan kaçan bir toplumun küçük bir modeli olarak sahneye taşınır.
Bernhard, metinde yalnızca bireysel sapkınlıkları değil; savaş sonrası Almanya’da eski Nazi kadrolarının bürokraside varlığını sürdürmesini de hedef alır. Metnin sertliği, ensest imaları, otoriter dil ve grotesk mizah üzerinden kurulur. Bu nedenle eser, ilk sahnelendiği dönemde de büyük tepki çekmişti.
Stuttgart’taki yeni yorumda ise yönetmen, metni güncel siyasal atmosferle ilişkilendiren ek göndermeler ve görsel vurgular kullanarak tartışmayı yeniden alevlendirdi. Özellikle sağ popülizm ve günümüz Almanya’sındaki siyasi iklimle kurulan paralellikler, oyunu tarihsel bir metinden güncel bir polemik alanına taşıdı. Böylece sahneleme, yalnızca estetik değil, siyasal bir müdahale olarak da algılandı.
Almanya’da telif hukuku (Urheberrecht), eserin yaratıcısına güçlü manevi haklar tanır. Yazarın adıyla anılma hakkı kadar, eserin “bozulmama” hakkı da korunur. Bu ilke, bir tiyatro metninin yönetmen tarafından köklü biçimde değiştirilmesini sınırlayabilir.
Ancak uygulamada durum daha karmaşıktır. Bir eserin sahnelenmesi için tiyatrolar genellikle telif temsilcileri veya yayınevleriyle sözleşme yapar. Bu sözleşmeler, metnin kısaltılması, uyarlanması ya da güncellenmesi gibi müdahalelere belirli ölçülerde izin verebilir. Yazar hayattaysa açık rızası gerekir; yazarın ölümünden sonra ise mirasçıları ve hak sahipleri söz sahibidir. Bernhard 1989’da öldüğü için eserleri hâlen telif koruması altındadır.
Yönetmenin sahneleme özgürlüğü ile yazarın eserin bütünlüğünü koruma hakkı arasında hassas bir denge bulunur. Metne eklenen yeni sahneler, siyasi göndermeler ya da radikal yorumlar, “yorum özgürlüğü” kapsamında değerlendirilebilir; ancak metnin özünü bozduğu iddia edilirse hukuki ihtilaf doğabilir. Almanya’da geçmişte bazı Bernhard sahnelemeleri de bu sınırlar nedeniyle tartışma konusu olmuştu.
Bu nedenle mesele yalnızca estetik değil; aynı zamanda hukuki bir sorudur: Bir klasik metin, çağdaş politik bağlama ne ölçüde uyarlanabilir? Cevap, sözleşme şartlarına ve eserin bütünlüğünün ihlal edilip edilmediğine göre değişir.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
