Alman yönetmen Ilker Catak, 21 Şubat 2026'da Berlin'de düzenlenen Avrupa'nın yılın ilk büyük film festivali olan 76. Berlinale'de “Gelbe Briefe” (Sarı Mektuplar) filmiyle En İyi Film dalında Altın Ayı ödülünü kazandıktan sonra, eşi Ayda ile birlikte fotoğraf çekimi sırasında poz veriyor. 76. Berlin Film Festivali, 10 gün süren ve 22 filmin yarıştığı programın ardından sona erdi. (Fotoğraf: Ronny HARTMANN / POOL / AFP)
76. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde (Berlinale) en büyük ödül olan Altın Ayı’yı Türkiyeli yönetmen İlker Çatak, “Sarı Zarflar” (Yellow Letters) filmiyle kazandı. Festivalde Jüri Büyük Ödülü olarak verilen Gümüş Ayı ise Emin Alper’in yönettiği “Kurtuluş” (Salvation) filmine verildi.
Festivalin kapanış töreninde açıklanan sonuçlara göre, İlker Çatak’ın yönettiği ve başrollerini Özgü Namal ile Tansu Biçer’in paylaştığı “Sarı Zarflar” Altın Ayı’ya layık görüldü. Film, Türkiye’de siyasi baskılar nedeniyle işlerini ve yaşamlarını kaybeden bir çiftin hikayesini konu alıyor.

Alman yönetmen Ilker Catak (solda) ve “Gelbe Briefe” (Sarı Mektuplar) filminin ekibi, 21 Şubat 2026’da Berlin’de düzenlenen Avrupa’nın yılın ilk büyük film festivali olan 76. Berlinale Ödül Töreni’nin kırmızı halısına çıktı. 76. Berlin Film Festivali, 10 gün süren ve 22 filmin yarıştığı programın ardından sona erdi. (Fotoğraf: John MACDOUGALL / AFP)
Jüri başkanı Wim Wenders, ödülü takdim ederken filmi, “totalitarizmin siyasal dili ile sinemanın empatik dili arasındaki karşıtlığı anlatan bir yapım” olarak nitelendirdi. Çatak, ödülü alırken, Wenders’ı “öğretmenlerimden biri” olarak nitelendirerek, “Bu ödülü sizden almak inanılmaz bir şey” ifadelerini kullandı.

Türk film yönetmeni Emin Alper, 21 Şubat 2026’da Berlin’de düzenlenen Avrupa’nın yılın ilk büyük film festivali olan 76. Berlinale’de filmi “Kurtuluş” ile Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü’nü kazandıktan sonra fotoğraf çekimi sırasında poz veriyor. (Fotoğraf: Ronny HARTMANN / POOL / AFP)
Festivalin ikinci büyük ödülü olan Gümüş Ayı Jüri Büyük Ödülü ise Emin Alper’in “Kurtuluş” filmine verildi. Alper, ödül konuşmasında farklı coğrafyalarda baskı altında yaşayan halklara dayanışma mesajı verdi.
Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülünü kazanan Emin Alper alkışlarla kesilen bir konuşma yaptı. Alper şunları söyledi:
“Neredeyse bir asırdır hakları için mücadele eden Rojava ve Orta Doğu’daki Kürtler, yalnız değilsiniz.
Gazze’de en korkunç koşullarda yaşayan ve ölen Filistinliler yalnız değiller. Zulüm altında acı çeken İran halkı, yalnız değilsiniz.
Ve son olarak, halkım, yalnız değilsiniz.
4 yıldır hapiste olan sevgili dostum Şidan, yalnız değilsiniz. Tayfun, Can ve Mine, siz de yalnız değilsiniz.
Sekiz yıldır hapiste olan Osman Kavala, dokuz yıldır hapiste olan Selahattin Demirtaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile şu anda hapiste olan diğer tüm belediye başkanları…
Yalnız değilsiniz. Biz de yalnız değiliz.”
At the Berlin Film Festival, our director Emin Alper shared a message of solidarity and justice in his award speech. 🌍✨
Berlin Film Festivali’nde yönetmenimiz Emin Alper, ödül konuşmasında dayanışma ve adalet mesajlarını paylaştı. #Berlinale2026 #EminAlper #Kurtuluş pic.twitter.com/mYq2oUGccu
— Emin Alper Official (@eminalpermovies) February 21, 2026
Emin Alper’in konuşmasının tamamı şu şekilde:
“Biz yalnız değiliz, yalnız kalmayacağız”
“Öncelikle bizi burada ağırladığı için Berlinale ekibine teşekkür ederim ve elbette jüriye de teşekkür ederim. Bu benim için büyük bir onur. Yapımcılarıma, harika oyuncu kadroma ve ekibime ve bu filmi destekleyen herkese teşekkür ederim.
Filmimiz korkunç suçlar işlemiş failler hakkında. Film boyunca onların zihniyetini anlamak istedim. Aynı zamanda hayatta kalanların durumunu da anlamaya çalıştım.
Onları çok düşündüm ve öğrendiğim şeylerden biri şu oldu: En korkunç yalnızlık türü, acı çekerken yaşadığınız yalnızlıktır. Haklarınızı gün be gün kaybederken, kendi vergilerinizle alınmış mermilerle vurulurken, sizi insan bile görmeyenler tarafından bombalanırken, o anlarda tamamen yalnızsınızdır.
Ama kimsenin sizi umursamadığını ve sizi düşünmediğini gördüğünüzde, dünyadaki en yalnız insan olursunuz. O yüzden burada yapabileceğimiz şey, sessizliği bozmak ve onlara gerçekten yalnız olmadıklarını hatırlatmaktır. Gazze’de en korkunç koşullar altında yaşayan ve ölen Filistinliler, yalnız değilsiniz.
Zulmün altında acı çeken İran halkı, yalnız değilsiniz. Rojava’da ve Orta Doğu’da neredeyse bir asırdır hakları için mücadele eden Kürtler, yalnız değilsiniz. Son olarak, benim halkım, yalnız değilsiniz.
Dört yıldır cezaevinde olan sevgili arkadaşım Çiğdem, yalnız değilsin. Tayfun, Can ve Mine, siz de yalnız değilsiniz. Sekiz yıldır hapiste olan Osman Kavala, dokuz yıldır Selahattin Demirtaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve şu anda hapiste olan diğer tüm belediye başkanları. Yalnız değilsiniz.
Biz yalnız değiliz. Yalnız kalmayacağız. Küçük bir not, bu kızım için bir doğum günü hediyesi.
Yakında üç yaşına girecek ve ayıları seviyor.”

Türk aktris Özlem Taş, Türk aktör Feyyaz Duman, Türk aktör Berkay Ates, Türk yönetmen Emin Alper, Türk aktör Caner Cindoruk, Türk aktris Naz Göktaş ve Türk yapımcı Nadir Operli, 15 Şubat 2026 tarihinde Berlin’de düzenlenen Avrupa’nın yılın ilk büyük film festivali olan 76. Berlinale’de yarışan “Kurtuluş” filminin basın toplantısının sonunda poz veriyorlar. (Fotoğraf: John MACDOUGALL / AFP)
Siyasi görüşleri nedeniyle işinden edilen bir yönetmen ve oyuncu eşinin hikayesini konu alan “Sarı Mektuplar”, jüri başkanı yönetmen Wim Wenders tarafından totalitarizmin siyasi dilini ortaya koyan “korkunç bir önsezi” olarak değerlendirildi. Kabul konuşmasında Wenders’i öğretmenlerinden biri olarak nitelendiren Çatak, Fatih Akın’ın 2004 yılındaki “Duvara Karşı” filminin ardından Berlin’de Altın Ayı ödülünü kazanan ilk Alman-Türk yönetmen oldu. Filmin başrol oyuncularından Özgü Namal ise çekimlerin Almanya’da yapılmasının bir zorunluluktan ziyade senaryonun gerektirdiği bir tercih olduğunu ifade etti. Gümüş Ayı ödülünün sahibi Emin Alper de törende yaptığı konuşmada, aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu Türkiye’deki bazı muhalif isimlerin yanı sıra, İran halkı ve Gazze’deki Filistinlilerle dayanışma mesajları verdi.
Gazze’ye yönelik saldırılar ve ifade özgürlüğü tartışmaları nedeniyle politik tartışmaların öne çıktığı festivalde, birçok sinemacı sahneden Filistin’e destek mesajları verdi. Bazı yönetmenler konuşmalarında İsrail’in saldırılarını eleştirerek “Filistin’e özgürlük” çağrısında bulundu.
Festivalde verilen diğer ödüller
Festivalde En İyi Performans dalındaki Gümüş Ayı, Avusturyalı yönetmen Markus Schleinzer’in “Rose” filmindeki rolüyle Sandra Hüller’e verildi. Hüller, daha önce “Anatomy of a Fall” filmindeki performansıyla uluslararası alanda büyük beğeni toplamış ve Oscar’a aday gösterilmişti.
En İyi Yardımcı Performans dalındaki Gümüş Ayı ise Lance Hammer’ın yönettiği “Queen at Sea” filminde rol alan Anna Calder-Marshall ve Tom Courtenay’e verildi. Film ayrıca Jüri Gümüş Ayı Ödülü’nün de sahibi oldu.
En İyi Yönetmen ödülünü Britanyalı yönetmen Grant Gee, caz piyanisti Bill Evans’ın hayatını konu alan “Everyone Digs Bill Evans” filmiyle kazandı. Filmde Bill Evans’ı Norveçli oyuncu Anders Danielsen Lie canlandırırken, Laurie Metcalf ve Bill Pullman da kadroda yer aldı.
En İyi Senaryo dalındaki Gümüş Ayı, Quebec’li yönetmen Geneviève Dulude-de Celles’in “Nina Roza” filmine verildi. Film, sekiz yaşındaki sanatsal yeteneğe sahip bir çocuğu aramak için memleketine dönen bir göçmenin hikâyesini anlatıyor.
Olağanüstü Sanatsal Katkı dalındaki Gümüş Ayı ise Anna Fitch’in yönettiği “Yo (Love Is a Rebellious Bird)” adlı deneysel belgesele verildi. Film, İsviçreli göçmen Yolanda “Yo” Shea’nın hayatını kukla, kolaj ve maket teknikleriyle anlatıyor.
Kısa Film dalındaki Altın Ayı ödülünü Lübnanlı yönetmen Marie-Rose Osta’nın “Someday a Child” filmi kazandı. Berlinale Belgesel Ödülü ise Abdallah Alkhatib’in yönettiği “Chronicles From a Siege” filmine verildi.
Bu yıl 76’ncısı düzenlenen Berlinale, ödül töreniyle sona erdi.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
