Arzunun sahnesi: Sebastian Faena’nın görsel evreni

Vogue İspanya, bu ayki kapağında Arjantinli fotoğrafçı Sebastian Faena’nın işlerine yer verdi. Biz de bunu fırsat bilerek bu haftaki yazımızı bu özgün fotoğrafçıya ayırdık.

Fotoğraf: Sebastian Faena

Moda fotoğrafçılığı çoğu zaman estetik bir vitrin olarak görülür. Oysa bazı fotoğrafçılar için kamera yalnızca bir kayıt aracı değil, aynı zamanda bir sahnedir. Arjantinli fotoğrafçı ve yönetmen Sebastian Faena tam da bu noktada konumlanır. Onun fotoğrafları çoğu zaman kendine özgü bir mitin etrafında şekillenir. Beden, ışık ve mekân; arzunun, gücün ve bakışın koreografisi içinde yeniden anlam kazanır.

1990 doğumlu Faena, yaratıcı yolculuğuna sinemayla başlar. Bu sinematografik altyapı, bugün hâlâ çalışmalarının merkezinde yer alır. Fotoğrafları, bir filmden alınmış kareleri andırır: dramatiktir ve çoğu zaman bir hikâye vaadi taşır.

Uluslararası moda yayınları Vogue, Harper’s Bazaar ve V Magazine için gerçekleştirdiği çekimler, Faena’nın küresel moda sahnesinde görünürlük kazanmasını sağlamıştır. Bu editoryallerde klasik Hollywood ihtişamı ile çağdaş ve provokatif bir anlatım dilini yan yana kullanır. 1970’lerin erotik estetiğine yapılan göndermeler, dinî ikonografiyle birleşir; sonuçta teatral ama bilinçli bir görsel dil ortaya çıkar.

Fotoğraf: Sebastian Faena

Faena’nın görsel evreninde beden merkezî bir konumdadır. Özellikle kadın bedeni, hem özne hem de nesne olarak çok katmanlı biçimde sunulur. Parlak tenler, yoğun renkler, dikkatle kurgulanmış pozlar ve dramatik ışık kullanımı onun imzası hâline gelmiştir.

Sanatçı; Madonna, Lady Gaga ve Kendall Jenner gibi güçlü kamusal figürlerle yaptığı çalışmalarla şöhretin ikonografisini yeniden üretir. Bu iş birliklerinde ünlü figürler adeta kutsal birer imgeye dönüşür; ancak aynı zamanda sahnelenmiş dramatik bir yapının parçası olarak konumlanır. Haçlar, hale benzeri ışıklar ve kilise mekânlarını andıran set tasarımları; günah ile kutsallık arasındaki gerilimi görünür kılar.

Bu estetik yaklaşım elbette tartışmasız değildir. Faena’nın fotoğrafları, güçlendirme ile nesneleştirme arasında ince bir çizgide ilerler. Ancak bu gerilim, onun üretimlerini güncel kılan temel unsurlardan biridir. Fotoğraflar spontane bir gerçeklik iddiası taşımaz; aksine açıkça kurgulanmış ve teatral bir yapı sergiler. Böylece izleyiciye, moda imgesinin başlı başına bir kurgu olduğunu hatırlatır.

Fotoğrafçının çalışmalarında renkler doygundur, kompozisyonlar güçlüdür ve mekânlar çoğu zaman “hayattan daha büyük” bir etki yaratacak biçimde tasarlanmıştır. Bu yönüyle estetiği operatik olarak tanımlanabilir. Görüntü yalnızca görülmek için değil, hissedilmek için de vardır.

Bedenlerin mekân içindeki yerleşimi neredeyse heykelsi bir nitelik taşır. Işık, yalnızca yüzeyleri aydınlatmakla kalmaz; dramatik anlatıyı da güçlendirir. Bu yaklaşım, moda ile sanat arasındaki sınırın giderek silikleştiği günümüzde Faena’yı ayrıcalıklı bir konuma yerleştirir.

Fotoğraf: Sebastian Faena

Sebastian Faena’nın işleri aynı anda hem nostaljik hem de çağdaştır. Klasik Hollywood referansları, 20. yüzyılın erotik fotoğraf geleneği ve dinî semboller; günümüzün küresel moda markaları ve dijital kültürüyle birleşir. Geçmiş ile şimdi arasındaki bu gerilim, onun görsel imzasını oluşturur.

Faena’nın fotoğraflarında kamera adeta bir sahneye dönüşür. Onun karelerinde moda yalnızca giyilen bir unsur değil; oynanan bir rol, kurulan bir mit ve sahnelenen bir arzudur. Provokatif, teatral ve bilinçli biçimde abartılı bu estetik; izleyiciyi hem büyüleyebilir hem de rahatsız edebilir.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER