Almanya’nın Yunanistan’ı işgâli sırasında işlenen en ağır Nazi suçlarından biri olarak kabul edilen Kaisariani toplu infazına ait olduğu öne sürülen fotoğraflar, olaydan 82 yıl sonra çevrimiçi bir müzayedede ortaya çıktı. Belgelerin henüz kesin olarak doğrulanmamış olması, tarihsel değeri kadar etik tartışmaları da beraberinde getirdi.
Fotoğrafların, 1 Mayıs 1944’te Atina yakınlarındaki Kaisariani Atış Poligonu’nda 200 siyasi tutuklunun kurşuna dizilmesini belgelediği düşünülüyor. Toplu infaz, 27 Nisan 1944’te Mora Yarımadası’ndaki Molaoi kentinde bir Alman general ve üç subayın öldürülmesine misilleme olarak gerçekleştirilmişti.

İlk bilgilere göre görüntüler, işgâl döneminde Malakasa’da görev yapan bir Alman subayına ait bir albümde bulundu. Belçikalı bir satıcı tarafından eBay’de açık artırmaya çıkarılan fotoğraflar kısa sürede yoğun ilgi gördü. Başlangıç fiyatı 36,50 euro olan karelerin her biri, yüzlerce teklif sonrası 2.100 euroya kadar yükseldi. Müzayede daha sonra “ürünler artık mevcut değil” notuyla kapatıldı.

Tarihçiler, fotoğrafların gerçek olması halinde Alman işgal döneminin en karanlık sayfalarından birine dair doğrudan görsel kanıt niteliği taşıyabileceğini belirtiyor. Ancak akademisyenler ve hafıza çalışmaları yürüten kurumlar, bu tür belgelerin koleksiyon ürünü gibi satılmasının kurbanların anısına saygısızlık olduğunu savunuyor.
Müzayede, fotoğrafları yayınlayan ve hem fotoğrafların gerçekliği hem de savaş suçlarıyla bağlantılı tarihi materyallerin ticari olarak satışı konusunda bir tartışma başlatan “Greece at WWII Archives” Facebook sayfasında bir gönderiyle duyurulmuştu.
“Tarih, Hafıza ve Kültür için Eylem” girişimi ile mnemonikon.gr platformu yaptıkları açıklamada, materyalin acil tarihsel ve ahlaki öneme sahip olabileceğini vurgulayarak kamusal koruma çağrısında bulundu. Açıklamada, “İdam belgeleri pazarlanabilir nesneler olarak ele alınamaz. Bunların yönetimi tarihsel sorumluluk ilkeleriyle yürütülmelidir” denildi.

Kaisariani’de öldürülenlerin çoğu Haidari kampından getirilen siyasi tutuklulardı. Aralarında tercüman Napoleon Soukatzidis de bulunuyordu. Soukatzidis ve Antonis Vartholomaios’un, isimlerinin listeden çıkarılması teklifini reddederek başka mahkûmların yerine ölmeyi kabul ettiği biliniyor. Olay Yunanistan’da Nazi işgali döneminin sembolik trajedilerinden biri olarak anılıyor.
Fotoğraflardan birinde yer alan uzun boylu beyaz gömlekli bir kişinin ailesi tarafından mühendis Vasilis N. Papadimas olarak teşhis edildiği bildirildi. Bu tür tespitlerin doğrulanması halinde kurbanların kimliklerinin belirlenmesine katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.

Yunanistan’da bazı siyasetçiler ve kurumlar görüntülerin devlet tarafından satın alınarak arşivlere kazandırılması çağrısı yaptı. Açık artırmayı düzenleyen satıcı ise yoğun tepkilerin ardından satışları geri çektiğini, Yunan makamlarıyla diyaloğa açık olduğunu açıkladı.
Eski başbakan Alexis Tsipras (Aleksis Çipras), Meclis Başkanı Nikitas Kaklamanis’e, Nazi suçlarını gösteren fotoğrafların Parlamento tarafından satın alınması gerektiğini, çünkü bunların “Direniş ve onun şehitlerine bir saygı göstergesi olduğu kadar, Yunan halkının Nazi işgalinin saldırısına karşı gösterdiği kahramanlığın da kanıtı” olduğunu söyledi.

Tsipras, “Sizin de, her Yunanlı erkek ve kadının da eminim ki, Yunan vatanseverlerinin son anlarının, trajedilerinin ve cesaretlerinin tasvirinin (parasal) bir işlem nesnesi haline gelmemesi, Parlamento ve ülkenin mülkiyeti haline gelmesi gerektiğine inanıyorum” diye yazdı.

Uzmanlara göre tartışma yalnızca fotoğrafların gerçekliğiyle sınırlı değil. Aynı zamanda savaş suçlarına ilişkin belgelerin özel mülkiyet ve piyasa koşulları içinde dolaşımının sınırları da yeniden gündeme geliyor.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
