İmamoğlu Davası ertelendi: Mevzu çok ciddidir, bu kesinlikle beka sorunudur

Yargılandığı diploma davası kapsamında bugün Silivri’de hâkim karşısına çıkan Ekrem İmamoğlu alkışlarla karşılandı: Devletimizin bütün kurumları dağıtıldı. Asırlık devlet ve devlet geleneğimizin geleceği tek bir adama mahkum edilmek isteniyor. Mevzu çok ciddidir. Bu kesinlikle beka sorunudur. Demokrasiyi yok etmeye çalışan zihniyet yüzünden aylardır Silivri’deyim.

  • ü
  • 16 Şubat 2026
  • ü
  • Politika

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, diploma davasında 4’üncü kez hakim karşısına çıktı. İmamoğlu, KKTC’den yatay geçiş ile aldığı diplomasının 31 yıl sonra iptal edilmesinin ardından “resmi belgede sahtecilik” suçlamasıyla bir kez daha hakim karşısındaydı. İmamoğlu, savunmasında süreci “tarihî bir yargı skandalı” olarak tanımladı. Dava 6 Temmuz’a ertelendi.

DAVA SİLİVRİ’DE GÖRÜLDÜ

İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nin göreceği duruşma, Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde gerçekleştiriliyor.

İmamoğlu saat 11:06’da yoğun alkışlar eşliğinde duruşma salonuna geldi ve duruşma başladı.

Mahkeme başkanı, İmamoğlu’na “Önceki celseyi, idare mahkemesindeki davanın beklenmesi için ertelemiştik. Bir karar çıktı ama kesinleşmedi. Önceki savunmanıza ekleyeceğiniz bir şey var mı?” diye sordu. İmamoğlu, savunmasına ek yapmak istediğini söyledi. Sözcü‘nün aktardığına göre, İmamoğlu, şunları söyledi:

‘HALBUKİ RAMAZAN BEREKETTİR, VİCDANI HAREKETE GEÇİRİR’

“Teşekkürler hakim bey. Bu hafta Ramazan ayına giriyoruz. Ne yazık ki böyle talihsiz durumlarla yorulduğumuz durumları yaşıyoruz. Halbuki Ramazan berekettir, vicdanı harekete geçirir. Makam mevki varlık yokluk gözden geçirmesine razı olur ve yaradana sığınır.

İnsanların eşitlendiğini hissetmesi adına bir fırsat ayıdır. Ama üzücüdür ki 2019’daki Ramazan’da seçimi iptal eden zihniyet 2025 yılında yine Ramazan’da diplomamı iptal eden zihniyet, bunu yine Ramazan’a denk düşürerek içi yalan ve iftirayla doldurulmuş şekilde yargılanacağımız bir süreci yaşayacağız.

Ümidim çok değil ama dilerim ve isterim ki ülkemiz ve yargı düzeni açısından bu dava sağlıklı bir sürece evrilir. Ramazan’da bir kez daha ‘çirkin davasında’ buluşacağız. Ne kadar olmaz denilen şey varsa yargı düzeni içerisinde bize bu dönemde yaşatılıyor.

‘ALLAH BU İNSANLARA AKIL VERSİN’

İnancı kullanarak kendine bir yol çizenlerin utanç verici şeyler yapan insanlara haddini bildirme yolu olarak ben Ramazan’ı karşılıyorum ve dua ediyorum. Allah bu insanlara akıl versin. İnşallah bu şekilde üst makamlara gelmiş insanların diline terbiye gelir bu vesileyle.

Yargı adına görev yapan insanların da arkadan iş çevirmenin, tuzak kurmanın, kumpas kurmanın, insanların ailesine göz dikmenin ne kadar ahlaksız bir tutum olduğunun hissettirilmesini diliyorum. İnanç akılda ve beyinde yaşar, göstermeye hiç gerek yoktur. Ancak insanların gözüne sokularak gösterilmeye yaşayan zihniyete yönelik bu bizim inancımız değildir diye düşünüyorum.

‘SİYASİ TARİH YÜZ KARASI DAVALARLA DOLU’

Aziz milletimiz siyasi tarihi ne yazık ki demokrasiyi, insanların iradesini ve umudunu hapsetmeye çalışan yüz karası davalarla doludur. Bugün öyle skandal bir iddianameyle buradayız ki yüce Türk yargısının düşürüldüğü durumdan hicap duyuyorum.

Planlanan ne var onu bilmiyorum ama oluşan davalar zinciri tarihte görülmemiş davaları milletimize yaşatmıştır. Böyle bir dönemin çöp bir iddianameyle oluşan sürecinde, hakimlerin değişerek adil yargılanma hakkımın ihlal edildiği bir dönemden geçiyoruz.

‘BU UTANÇ VERİCİ İDDİANAMEYİ YAZAN SAVCI…’

Bu utanç verici iddianameyi yazan savcı amacına ulaşarak İstanbul’da bir ilçenin başsavcı vekili olarak görevine getirilmiştir. Bütün bunların ana sebebi çok net, korkudur. Sadece iktidarın başındaki zihniyete karşı 4 seçim kazandığım için ve önümüzdeki seçimleri kazanacağım için kurulan kirli tezgahlardan buradayım.

Milletimizin gönlündeki temizliğimi gördükleri için buradayım ama milletimizle bağım sahte değil, temiz ve samimidir. Milletimizin yüzde 70’i yanımdadır, yurttaşlarımın verdiği güçle alnım ak başım dik bir şekilde buradayım ama olan milletimize ve geleceğimize oluyor. Adalete olan güvenci yerle bir ettiniz, insanların yüzde 80’inden fazlası adalete inanmıyor.

‘MEVZU ÇOK CİDDİDİR’

‘Ucube, ‘cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’ dedikleri yapı iki kişinin dudağının arasında çalışıyor. Devletimizin bütün kurumları dağıtıldı. Asırlık devlet ve devlet geleneğimizin geleceği tek bir adama mahkum edilmek isteniyor. Mevzu çok ciddidir. Bu kesinlikle beka sorunudur. Demokrasiyi yok etmeye çalışan zihniyet yüzünden aylardır Silivri’deyim.

‘BAŞSAVCININ GELECEĞİ YER ÇOKTAN BELİRLENMİŞTİ’

Bu iktidar zihniyeti 2024 yılı yazından itibaren düğmeye bastı. Yerel seçimlerden 4 ay sonra İstanbul’a atanan başsavcı başarılı olursa, getirileceği makam çoktan belirlenmiştir. Sürecin savcılığına soyunan da iktidarın başındaki kişi olmuştur. Esenyurt’la birlikte yalanlarla operasyonlarla sürece başlanmıştır. 65 yaşındaki saygın bir belediye başkanını (Ahmet Özer) almak nasıl bir vicdan çöküşüyse tüm belediye başkanlarımızın yaşadığı da o’dur. Hapiste yatan bütün arkadaşlarım aynı şekilde masumdur.

Bu sahte sürecin içindeki tüm uygulamalar siyasidir ve hedefi bellidir. 19 Mart süreci öncesi ve sonrasıyla çöptür. Hukuksuzdur ve geçersizdir. Bu süreçte makam menfaat elde edenlerin makamları liyakatle elde edilmiş yerler değildir. O insanlara ifade ediyorum ki, siz kaçacaksınız ama bu fetret devri sona erecek ve 86 milyon yurttaşımız kazanacak. Zaman o kadar kısa değildir, yakındır ve kapının eşiğindedir. Tüm bunların hesabını adil mahkemelerde veriyor olacaksınız. Yaşattıklarınız sahtedir ve sahteciliktir.

İKTİDAR MEDYASINA: ‘SIÇAN GİBİ KAÇACAKLAR’

Asıl makam milletin gönlündedir. Benim tek derdim de o olmuştur. İktidar bu makamı unutmuştur, bir kişinin gönlünün makamına dönmüştür. O makam da sahtedir ve aldatmacadır. Vakti dolduğunda anlayacaksınız. Güç, kendinden emin olana değil korkana sertleşir. Koltuk kaybetmekten korkanların yolu hep sahtecilik ve ahlak dışı yöntemler olmuştur.

Dosya üretenler, manşet üretenler, TRT, Anadolu Ajansı; bir ıslık çalındığında sıçan gibi kaçtıklarını göreceksiniz. Sıçan gibi kaçacaklar. Ben hakikat tarafındayım ve o taraftaki konumumu hiç değiştirmeyeceğim.

Yer yüzünde benimki gibi, bu kadar didik didik edilen bir insan yaşamı yoktur. Buraya 12 metrekare hücreden geliyorum. Tarihte böyle bir tecrit yaşanmamıştır. Ne yapmışsak bu tecritin içerisindeyiz. Maşallah aramıza mikrop gelemiyor ama şunu söyleyeyim, mikrop aranızda. Bunu net olarak ifade ediyorum.”

MÜTALAA AÇIKLANABİLİR

Bugünkü duruşmada savcının mütalaasını sunması bekleniyor. Mahkeme ek süre talep etmezse karar verilebileceği bildirildi.

Son duruşmada mahkeme heyeti, İdare Mahkemesi’nin kararının beklenmesine hükmederek duruşmayı 16 Şubat’a ertelemişti.

Kararın ardından İmamoğlu, “Yargılamaya niyetiniz yok sayın hakim. Çok yazık çok” diyerek tepki göstermişti. İmamoğlu hakkında 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası talep ediliyor. Davada ceza alırsa, İmamoğlu siyasi yasaklı hale gelebilir.

İDDİANAMEDEN

İddianamede, İmamoğlu’nun Kuzey Kıbrıs’ta öğrenim gördüğü Girne Amerikan Üniversitesi’nin (GAÜ) 1990 yılında YÖK tarafından tanınan bir üniversite olmadığı savunuluyor. O yıllarda Kıbrıs’ta faaliyet gösteren kurumlarından sadece Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin tanındığı, ancak “yatay geçiş kontenjanlarının usulsüz olarak arttırıldığı” iddia ediliyor.

İddianamede, İmamoğlu’nun “resmi belgede sahtecilik” suçunu “zincirleme şekilde” işlediği öne sürülüyor. İddianamede, yatay geçiş için gerekli evrakın “şeklen doğru ancak içerik bakımından sahte” olduğu savunuluyor.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

 

İddianamede İmamoğlu hakkında “zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik” suçlamasından hapis istemi ve Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 53. maddesinde yer alan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması (siyasi yasak) talep ediliyor.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER