Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi’nde konuştu: Hedeflerimize doğru kararlılıkla yürüyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları açılış töreninde konuştu. Erdoğan, "Üniversiteleri özgür birer bilim yuvası değil; ideolojilerin harp meydanı, kontrol edilmesi gereken birer mevzi olarak gören sözde özgürlükçü fakat özde baskıcı bu zihniyete rağmen hedeflerimize doğru kararlılıkla yürüyoruz." dedi.

  • ü
  • 13 Şubat 2026
  • ü
  • Gündem

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları Açılış Töreni’ne katıldı. Üniversitelerin ideolojik tartışmaların değil, nitelikli bilginin üretildiği merkezler olması gerektiğini belirten Erdoğan, “Üniversiteleri özgür birer bilim yuvası değil; ideolojilerin harp meydanı, kontrol edilmesi gereken birer mevzi olarak gören sözde özgürlükçü fakat özde baskıcı bu zihniyete rağmen hedeflerimize doğru kararlılıkla yürüyoruz. İnşallah menzile varana kadar da durmadan, duraksamadan ilerlemeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle;

“GENÇLERLE YOL YÜRÜMEYE DEVAM EDİYORUZ”

Yarım asrı bulan siyaset ve devlet hayatım boyunca her zaman gençlerle yol yürümüş, gençlerin önünü açmaya gayret etmiş bir kardeşinizim. Ülkemizin istikbali olan gençlerle farklı vesilelerle sık sık bir araya gelmeye hassasiyet gösteriyorum. Bugün de aynı heyecanı ve sevinci yaşadığımı özellikle belirtmek isterim.

Kıymetli misafirler, sevgili genç kardeşlerim; merhum Sezai Karakoç, bir yazısında şöyle diyor: “İnancımızı yöneten sadece zekâ değildir. Zekânın güçlenmişi ve olumsuzluklardan arınmışı akıl; ondan daha güçlüsü gönül; hepsinden daha da güçlüsü ruhumuz vardır.” Üstadın yarım asır önce kaleme aldığı bu tespit, bugün daha da anlamlı hâle gelmiştir. Merhum Karakoç’un dediği gibi bizler dünyaya ve ötesine sadece bilgisiyle değil, hikmet ve hakikatle bakan insanlarız. Hikmeti ve hakikati müminin yitik malı olarak tarif eden inancımız, bizlere sürekli bir arayış içinde olmamızı emrediyor. Bunun yolunu Peygamber Efendimiz bizlere şöyle gösteriyor: “Ya öğreten ol, ya öğrenen ol, ya dinleyen ol ya da ilmi destekleyen ol; beşincisi olma, helâk olursun.” Evet, işte tüm mesele budur. Meselenin özü bu kadar açık ve sade. Bizim için ilim, hikmete ve hakikate giden yolun altın anahtarıdır. Bizim için üniversite; ilmin, fikrin, yani bilginin üretildiği ve işlendiği merkezdir.

“ÜNİVERSİTELERİMİZ VİZYON MERKEZLERİ OLMALI”

Bizim için öğrenci, yani talebe; ilmi talep ettiği, bilgiye talip olduğu için kıymetlidir. Bakınız, bu topraklar asırlar boyunca dünyanın dört bir yanından öğrencileri, hocaları, ilim ve kültür erbabını ağırladı. Bilim insanlarımız; tıptan coğrafyaya, mimariden şiire ve edebiyata kadar ilmin ve sanatın her alanında dünyaya kıymetli katkılar sundu. İnsanlığın yolunu aydınlatan ışık uzun yıllar doğudan yükseldi. Özellikle İstanbul, ilmin ve bilimin yuvası oldu; her alanda bir merkez, bir ışık kaynağı hâline geldi. Cumhuriyet dönemiyle birlikte bu kazanımlar mümkün mertebe muhafaza edilmeye, akademik müktesebat daha da güçlendirilmeye çalışıldı. Yani geçmişle gelecek arasındaki bağ, aksayan yönleri olsa da bir şekilde sağlanmaya devam etti. Şimdi bu birikimi daha da güçlendirmemiz, aksayan tarafları giderip eksikleri tamamlayarak daha iyi bir noktaya taşımamız gerekiyor. Bilhassa üniversitelerimizin; asli misyonlarına uygun şekilde araştırmaya, özgün ve nitelikli bilgi üretmeye, Türkiye’nin yolunu ve ufkunu açan projeler geliştirmeye odaklanmasının şart olduğuna inanıyorum. İster Boğaziçi gibi köklü üniversitelerimiz olsun, ister hükümetlerimiz döneminde açılmış yeni üniversitelerimiz; 208 yükseköğretim kurumumuzun tamamının Türkiye’nin vizyon merkezleri hâline gelmesini canıgönülden arzu ediyoruz.

Dünya hızla değişiyor. Türkiye’de toplumumuz, özel sektörümüz ve iş çevrelerimiz bu değişime ayak uydururken; küresel ölçekte yıldızı giderek parlayan bir Türkiye gerçeği varken, üniversitelerimizin de buna adapte olması, kendilerini yenilemesi ve güncellemesi gerekiyor. Değişimden, dönüşümden, tekâmülden asla korkmamalıyız. Şunu önemle hatırlatmakta fayda görüyorum: Unutulmamalıdır ki, eğer bir yerde hareket varsa orada bereket olur. Tersi durumda ise gerileme kaçınılmaz hâle gelir. Duran su yosun tutar; bir müddet sonra da çürümeye başlar. Biz Boğaziçi dâhil tüm üniversitelerimize bu nazarla bakıyoruz. Üniversitelerimizin bu atmosfere kavuşması amacıyla var gücümüzle çalışıyoruz. Elbette bu süreçte önümüzü kesenler, önümüze engel çıkaranlar oluyor mu? Oluyor. Özellikle üniversiteleri ideolojilerinin arka bahçesi olarak görenler, buralarda keyiflerince bir derebeylik düzeni kuranlar, açık konuşmak gerekirse imtiyazlarını kaybetmek istemiyor. Türkiye’nin kültür ve sanat hayatının çeşitlenmesi, üniversitelerimizin ideolojik formatlamalar yerine asli misyonlarına odaklanması maalesef bu kesimlerin işine gelmiyor.

“ÜNİVERSİTELER İDEOLOJİLERİN HARP MEYDANI DEĞİL”

Üniversiteleri özgür birer bilim yuvası değil; ideolojilerin harp meydanı, kontrol edilmesi gereken birer mevzi olarak gören sözde özgürlükçü fakat özde baskıcı bu zihniyete rağmen hedeflerimize doğru kararlılıkla yürüyoruz. İnşallah menzile varana kadar da durmadan, duraksamadan ilerlemeye devam edeceğiz. Burada şunu da vurgulamak isterim: Üniversite hocalarımızın bir yandan evrensel nitelikte işler yaparken, diğer yandan yerelleşme hamlelerini sürdürmelerini son derece önemsiyoruz. Boğaziçi Üniversitemizin bu dönemde bu yönde attığı önemli adımları büyük bir memnuniyetle karşılıyorum. Üniversite yönetimimize, Boğaziçi mezunu arkadaşlarımıza ve sivil toplum kuruluşlarımıza bu vesileyle teşekkür ediyorum. Boğaziçi Üniversitemizin, dünyanın önde gelen eğitim kurumlarında öğrenim görmüş genç akademisyenleri kadrosuna katarak tersine beyin göçüne liderlik etmesi ayrıca kayda değerdir. Türkiye’nin en seçkin yükseköğretim kurumlarından biri olan Boğaziçi Üniversitemizin; Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek, bilgili, şuurlu ve özgüvenli bir gençliğin yetişmesine anlamlı katkılar sunacağına inanıyorum.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER