“Yolsuzluk Algı Endeksi 2025” Erdoğan’ı, bakanları, belediye başkanlarını utandırmıyor mu?

Bu yolsuzluk raporu yayımlanalı bir aya yaklaşıyor. Kamu görevlilerinden kimse bu konuya değinmiyor, bu kepazeliği düzeltmek için öneriler getirmiyor, çalışmalar yapmıyor, bu berbat konuyu siyasetin göbeğine oturtmuyor.

Transparency International (Uluslararası Saydamlık) kuruluşu 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’ni yayımladı.

Her uluslararası mukayeseli endekste olduğu gibi bu son yolsuzluk araştırması sonuçları da Türkiye için gerçekten çok üzücü, hatta bazı yöneticiler için utanç verici.

Şunu unutmayalım: Her hırsızlık yolsuzluk değildir ama her yolsuzluk en büyük hırsızlıktır.

Ahmet Ayşe’yi, Fatma da Mehmet’i soyuyorsa bunun adı hırsızlıktır; mutlaka kamusal sonuçları vardır, bu nedenle de suçtur ama buna yolsuzluk denmez.

Bir hırsızlığın yolsuzluk olarak nitelendirilebilmesi için sürecin bir ayağında mutlaka kamu erki, kamusal karar alma süreci ve kamu parası bulunmalıdır. Tekraren ifade ediyorum: Yolsuzluk en vahim, en ahlaksız hırsızlık biçimidir; malum ifade ile kundaktaki bebeğin, yetimin parasına el uzatıyorsunuz demektir.

Burada adını dahi anmak istemiyorum ama birçok tanınmış ilahiyat profesörü 17-25 Aralık sürecinde “Her yolsuzluk hırsızlık değildir.” diyebilmişti, Allah selamet versin.

Netleştirmek şart: Her hırsızlık yolsuzluk değildir ama her yolsuzluk hırsızlıktır; üstelik en vahşisidir.

Transparency International’ın 2025 araştırma sonuçlarına göre ülkemiz Türkiye, 182 ülke içinde 124. sırada. Korkunç bir durum bence. Danimarka 1. sırada, Güney Sudan sonuncu.

Türkiye 100 puan üzerinden 31 puan almış; yani bizim lise eski sınıf geçme notlarına göre on üzerinden 3,1 ile sınıfta kalmışız.

İşin çok vahim bir yanı da 2024 ve 2025 yılları arasında Türkiye’nin 17 sıra gerilemiş olması. Sorumlulara duyurulur, bravo doğrusu.

Yolsuzluk konusunda çok meşhur ama meşhum bazı ülkeler —mesela Panama’nın, mesela Belarus’un— sıralaması bizden daha iyi. Başka ne denebilir ki?

Bu yolsuzluk denen mesele, Van canavarı gibi gölden çıkan, kimsenin sorumluluğu olmayan bir canavar değil. Yolsuzluk canavarının bir bacağı, yukarıda belirttiğim gibi, bir kamu görevlisi; en tepeden rüşvet alan küçük memura kadar.

Böyle yolsuzluk skoru olan bir ülkenin cumhurbaşkanı, varsa başbakanı, bakanları, bakan yardımcıları, varsa müsteşarları, genel müdürleri, kamusal karar alma süreçlerinde rolü olan herkes bu işten sorumludur; doğrudan ya da dolaylı olarak.

Bu yolsuzluk raporu yayımlanalı bir aya yaklaşıyor. Kamu görevlilerinden kimse bu konuya değinmiyor, bu kepazeliği düzeltmek için öneriler getirmiyor, çalışmalar yapmıyor, bu berbat konuyu siyasetin göbeğine oturtmuyor.

İşin daha da ilginç yanı: Başta ana muhalefet partisi olmak üzere tüm muhalif partiler de bu konuyu görmezden geliyor. Bu durum da konuya kafa yoranların dikkatini çekiyor doğrusu.

Yukarıda bu yolsuzluk canavarının bir ayağının mutlaka kamu olması gerektiğine değindim. Bu kamu yani devlet; merkezi devlet ya da yerel devlet yani belediyeler. Muhalefet de yerel devlette epey güçlü. Oralarda da mesela kamu ihale süreçleri çok saydam değil. Eski bir roman vardır, ismi Mafyanın Dışında Kim Kaldı? Yazarı Horace McCoy. Nedense aklıma bu konuda hep bu kitap gelir.

Yolsuzlukla mücadele, uyuşturucu meselesi en başta olmak üzere Türkiye’nin en önemli konusu olmalı.

Yolsuzlukla mücadele sadece kamu görevlilerinin ahlaki düzeyinin yükseltilmesi, daha temizlerin göreve gelmesi ile yürütülebilecek bir iş asla değildir. Ahlak, dürüstlük bir kamu çalışanı için gerekli koşuldur ama yeterli koşul değildir.

Yapılması gereken, yolsuzlukların önüne set çekecek yasal düzenlemelerin, idari önlemlerin, kurumsal yapıların tesisidir. Bu iş de kolay bir iş değildir; hem konuyu çözme niyeti hem de birikim gerektirir.

Bakalım Transparency International 2026 raporunda durumumuz ne olacak?

CHP “Biz iktidara geldiğimizde konu çözümlenir.” derse büyük hata yapar. Bugünden konuyu çalışması, kurumsal öneriler getirmesi şarttır ama ortada şimdilik bu öneriler seti mevcut değildir.

Çok güzel bir dil olan Türkçemizde “bal tutan parmak yalar” gibi bir deyişin olması Türkçe için talihsizliktir.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER