Aziz Valentine, aşkın kutsandığı bir figürden çok, tarih ile efsanenin birbirine karıştığı bir kırılma noktasıdır. 14 Şubat’ı anlamak, Valentine’i anlamaktan değil; Valentine etrafında örülen anlatıları çözmekten geçer.
Aziz Valentine (Lat. Sanctus Valentinus), Roma İmparatorluğu döneminde yaşamış, Hristiyanlık inancı nedeniyle idam edildiği kabul edilen bir ya da birkaç din adamının ortak adıdır. Kaynaklar, tek bir Valentine’den değil, en az iki ayrı Aziz Valentine’den söz eder: biri Roma’da rahip, diğeri Terni’de piskopostur. Her ikisinin de III. yüzyılda, İmparator II. Claudius döneminde öldürüldüğü rivayet edilir.
Valentine’in yaşamına dair tarihsel belgeler son derece sınırlıdır. Bugün anlatılanların büyük bölümü, Orta Çağ hagiografisiyle (aziz biyografileri) şekillenmiş efsanelere dayanır.
Valentine’i “aşkın azizi” yapan anlatılar, ölümünden yüzyıllar sonra ortaya çıkar. En yaygın efsaneye göre Valentine, Roma’da askerlerin evlenmesini yasaklayan imparatorluk fermanına karşı gelmiş; gizlice nikâh kıydığı için tutuklanmış ve idam edilmiştir. Bir başka anlatıda ise hapishanede gardiyanın kör kızını iyileştirdiği, idamından önce kıza “From your Valentine” diye imzalanmış bir mektup bıraktığı söylenir.
Bu anlatıların hiçbiri erken dönem kaynaklarla doğrulanamaz. Ancak bu belirsizlik, Valentine’i zayıflatmak yerine daha esnek ve sembolik bir figüre dönüştürür.
Valentine’in 14 Şubat’la ilişkilendirilmesi, erken Hristiyanlık döneminden çok, Orta Çağ Avrupa’sına aittir. Geoffrey Chaucer’ın 14. yüzyılda yazdığı şiirlerde 14 Şubat, kuşların eşleştiği gün olarak anılır. Böylece Valentine Günü, doğanın uyanışı, eşleşme ve romantik bağlarla ilişkilendirilir.
Burada dikkat çekici olan şudur: Valentine Günü, kilisenin değil, edebiyatın ve halk anlatısının ürünü olarak romantikleşir.
Katolik Kilisesi, Valentine’i uzun süre azizler takviminde tutmuş; ancak 1969’da, tarihsel belirsizlikler nedeniyle resmî takvimden çıkarmıştır. Buna rağmen Valentine figürü, kilise takviminden düşerken popüler kültürde güçlenmiştir.
Bugün Aziz Valentine, tarihsel bir kişilikten ziyade;
– romantik aşkın,
– bireysel seçimin,
– özel duygunun
sembolüne dönüşmüştür.
► Aziz Valentine gerçekten aşkı savundu mu?
Tarihsel olarak bunu doğrulayan bir kanıt yoktur. Aşk anlatıları, ölümünden sonra eklemlenmiştir.
► Bir mi, birden fazla Valentine mi var?
Kaynaklar en az iki ayrı Valentine’den söz eder; zamanla bu figürler tek bir kişilikte birleşmiştir.
► Kilise neden Valentine’i geri plana itti?
Hayatına dair güvenilir bilgi eksikliği ve efsane yoğunluğu nedeniyle.
► 14 Şubat neden seçildi?
Doğrudan Valentine’in ölümüyle değil, Orta Çağ’daki mevsimsel ve edebî sembolizmle ilişkilidir.
► Valentine bir direniş figürü müydü?
Efsanelerde evet; tarihsel kayıtlarda bu belirsizdir.
Aziz Valentine, doğrudan biyografik anlatılardan çok sembolik bir arka plan figürü olarak görünür.
– Valentine’s Day (2010, Garry Marshall) gibi filmlerde günün adı merkezdeyken azizin kendisi görünmezdir.
– Pop müzikte Valentine, bir kişi değil, bir hitap biçimi olarak yer alır.
– Reklam dili ve kart kültürü, Valentine’i tarihsel bağlamından tamamen kopararak evrensel bir “romantik imza”ya dönüştürür.
Aziz Valentine, tarihsel bir kişilikten çok, anlam yüklenmiş bir boşluk gibidir. Kim olduğundan ziyade, neyi temsil ettiği önemlidir. Onun üzerinden kurulan anlatılar, aşkın nasıl kutsallaştırıldığını, ritüelleştirildiğini ve sonunda ticarileştirildiğini gösterir.
Valentine’i anlamak, aşkı anlamak değildir; ama aşkın nasıl anlatıldığını anlamanın iyi bir yoludur.
► SEVGİLİLER GÜNÜ
► DUYGU SÖMÜRÜSÜ
► MELODRAM
► ÇİKOLATANIN TARİHİ
► ENEL AŞK