Silahlı çatışmaların ortasında kalan siviller, esirler ve yaralılar için devletlerden bağımsız bir ara yüz. İnsani yardımın siyasetten bilinçli olarak ayrıldığı nadir kurumlardan biri.
ICRC (International Committee of the Red Cross; Alm. Internationales Komitee vom Roten Kreuz; Fra. Comité international de la Croix-Rouge), 1863’te Cenevre’de kurulan, uluslararası insani hukukun uygulanmasını gözeten ve silahlı çatışmalarda mağdurların korunması için sahada faaliyet yürüten bağımsız ve tarafsız bir kuruluştur.
ICRC’nin temel yetkisi, Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokollerden gelir. Savaş esirlerinin ziyaret edilmesi, kayıp kişilerin akıbetinin araştırılması, sivillerin korunması, yaralı ve hastalara yardım ulaştırılması gibi görevleri vardır. Kurum, devletlerden ve siyasi yapılardan bağımsızlık, tarafsızlık, ayrım gözetmeme ve gizlilik ilkeleriyle çalışır.
ICRC, 19. yüzyılın ortasında savaş alanlarında yaralı askerlerin korunmasına yönelik bir insiyatif olarak doğar; zamanla faaliyet alanı genişler. İki dünya savaşı, kurumun hem kapasitesini hem de sınırlarını görünür kılar. Soğuk Savaş döneminde ideolojik bloklar arasında nadir temas kanallarından biri olur.
1990’lardan itibaren devlet dışı silahlı aktörlerin çoğalması, ICRC’nin sahadaki rolünü daha karmaşık hâle getirir. Kurum, bu süreçte silahlı gruplarla doğrudan temas kurabilen az sayıdaki uluslararası yapıdan biri olarak konumlanır. Günümüzde ICRC; Ukrayna, Gazze, Yemen, Sudan ve Suriye gibi çatışma alanlarında faaliyet yürütürken, gizlilik ilkesi nedeniyle çoğu temasını kamuoyuna açıklamaz.
► ICRC bir yardım örgütü mü, hukuk kurumu mu?
Her ikisi de. Sahada insani yardım sağlar; aynı zamanda uluslararası insani hukukun uygulanmasını izler ve ihlaller konusunda taraflarla kapalı kapılar ardında görüşür.
► Neden kamuoyuna açık sert açıklamalar yapmaz?
Çünkü erişim, kurumun varlık koşuludur. Açık suçlamalar, esirlere ve sivillere erişimi tehlikeye atabilir. Bu nedenle ICRC, “sessiz diplomasi” yöntemini tercih eder.
► Devletler ICRC’ye uymak zorunda mı?
Cenevre Sözleşmeleri’ne taraf olan devletler, ICRC’nin yetkilerini tanımayı kabul etmiştir. Ancak uygulamada bu yükümlülükler sıkça ihlal edilir.
► Silahlı örgütlerle neden görüşür?
Çünkü çatışma sahasında fiilî güç kimdeyse, sivillerin korunması için onunla konuşmak gerekir. Bu temas, tanıma ya da meşrulaştırma anlamına gelmez.
► ICRC’nin tarafsızlığı eleştiriliyor mu?
Evet. Bazı çevreler, sessizliğin ihlalleri örtbas ettiğini savunur. Kurum ise tarafsızlığın, uzun vadeli insani etki için zorunlu olduğunu vurgular.
ICRC, popüler kültürde doğrudan merkezde yer alan bir figür olmaktan ziyade, savaşın arka planında görünen kurumsal bir aktör olarak temsil edilir.
Sinemada: Hotel Rwanda (2004) filminde Kızıl Haç mensupları, soykırım ortamında sivillerin tahliyesi ve yardım çabaları bağlamında görünür. Temsil, dramatik anlatının arka planında kalır.
Belgeselde: Prisoners of War temalı çok sayıda belgeselde, ICRC’nin esir ziyaretleri ve kayıt süreçleri doğrudan gösterilir.
Edebiyatta: Savaş muhabirliği ve tanıklık metinlerinde (örneğin savaş anıları ve saha günlükleri) ICRC, “sessiz ama belirleyici” bir kurum olarak anılır.
ICRC, popüler anlatılarda çoğunlukla etik bir eşik işlevi görür; hikâyeyi sürükleyen değil, sınır çizen bir varlıktır.
ICRC, savaşın doğasını değiştirme iddiası taşımaz; sınırlandırma iddiası taşır. Bu nedenle romantik değildir, çoğu zaman görünmezdir. Eleştirilerin odağında yer alsa da, çatışma alanlarında varlığı hissedilen birkaç kurumsal güvenceden biridir. İnsani yardımın siyasal gösteriye dönüşmediği nadir alanlardan birini temsil eder.
► CENEVRE SÖZLEŞMELERİ
► ULUSLARARASI İLİŞKİLER
► SAVAŞ SANATI
► DOĞAL HAKLAR