Türk Halk Müziği’nin efsane ismi ve Yeşilçam filmlerinin unutulmaz sesi Seha Okuş 98 yaşında hayatını kaybetti. “Hasretinle yandı gönlüm” ve “A İstanbul sen bir han mısın?” türküleriyle tanınan Okuş, sanatçı Müjdat Gezen’in halasıydı.
Uzun süredir tedavi gören ve kısa süre önce entübe edilen Okuş’un vefat haberi, “Yaşayan Yeşilçam” adlı sosyal medya hesabının yöneticisi Emrah Soğukpınar tarafından duyuruldu. Müjdat Gezen Sanat Merkezi de yayımladığı taziye mesajıyla, Müjdat Gezen’in halası olan usta sanatçının vefatından duyulan derin üzüntüyü paylaştı.
Sanatçı yarın Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
Münevver Seha Okuş Özveren, 7 Nisan 1928’de İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamlayan Okuş, İstanbul Belediye Konservatuvarının Türk Müziği Bölümünden 1958’de mezun oldu. Konservatuvarda Münir Nurettin Selçuk, Şefik Gümeriç, Emin Ongan, Halil Bedi Yönetken, Nevzat Atlığ ve Mefharet Yıldırım’dan ders aldı.
İstanbul Belediye Konservatuvarı ile İstanbul Radyosu’nda 35 yıl görev yapan sanatçı, 1990’dan itibaren Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde halk müziği bölümünün başkanlığı ve repertuvar hocalığını yaptı.
Sanatçı Yeşilçam’ın “Dönüş”, “Mahpus”, “Toprak Ana”, “Açlık” ve “Kuma” filmlerinin müziklerini seslendirdi. Okuş’un 17 eserinden oluşan “Hasretinle Yandı Gönlüm” adlı albümü, Kalan Müzik tarafından 2002’de yayınlandı.
Yazar Naim Dilmener, Seha Okuş’un “Hasretinle Yandı Gönlüm” adlı albünün yayımlanması sonrası önemli bir yazı kaleme almıştı. İşte o yazının ilgili bölümü:
Halk müziğimizin en güçlü seslerinden biri olan Seha Okuş’un türküleri ilk defa bir disk üzerinde “dinlenebilir” bir hale geliyordu ama, bu albüm sadık hayranlar dışında kimseyi heyecanlandırmadı… Seha Okuş, Ses dergisinin “Sanatçılar Ansiklopedisi”ne göre 1933 doğumlu. Nişantaşı Kız Ortaokulu’nu bitirdikten sonra İstanbul Belediye Konservatuarı’nın Türk Müziği bölümüne giriyor, 1958 yılında buradan mezun oluyor, İstanbul Radyosu’na giriyor. Seha Okuş’u yeniden dinlenebilir kılan Kalan albümüne Melih Duygulu’nun yazmış olduğu ayrıntılı hayat hikayesinden, aslında radyoya geçişin pek o kadar kolay olmadığını anlıyoruz. İstanbul Radyosu’nun çatısı altında müzik yaşamına devam etmek isteyen sanatçının karşısına “kadrosuzluk” sorunu çıkmış, bu nedenle bir süre konservatuarda “soprano” kadrosunda çalışmaya başlamış ve ancak birkaç yıl sonra Nida Tüfekçi’nin ısrarları sonucu İstanbul Radyosu’na girebilmiş.
Duygulu’nun yazısında bir başka önemli ayrıntı daha gün yüzüne çıkıyor: “Soprano” kadrosu içinde yer alınan zaman diliminde, konservatuarın Batı Müziği Korosu’nun İstanbul Operası Korosu ile birleştirilmesi gündeme gelmiş; koronun şefi Muhittin Sadak ve yardımcısı (sonraları Türk popunun efsanevi isimlerinden biri haline gelecek olan) Şerif Yüzbaşıoğlu, Seha Okuş’u, bu yeni oluşumun içinde kalması konusunda ikna etmeye çalışmış, ama başarılı olamamışlardır.
Sadak ve Yüzbaşıoğlu’nun istekleri kabul görse, Seha Okuş, belki de 1961 yılı ile birlikte patlayacak olan Türk popunun erken dönem star’larından biri haline gelecektir. Ancak sanatçının gönlünden geçen Halk müziğidir. Okuş, Nida Tüfekçi’nin desteği ile girdiği İstanbul Radyosu’nda kısa bir sürede sivrilir ve türküleri “en okullu” okuyan isim olarak büyük bir üne erişir. Dönemin en önemli firmalarından Sahibinin Sesi ile imzalanan kontrat da işin plak kısmını çözer; plaklar arka arkaya yayınlanır.
70’li yıllarda, Yalçın Tura’nın Türkan Şoray’ın filmi “Dönüş” için yaptığı şarkılara ses verecek kişi olarak Seha Okuş’u seçmesinin de esas sebebi, mecburen dahil olunmuş “soprano kadrosu” içinde geçirilen günler, edinilen tecrübelerdir. Müzikal geçmişimizin en farklı isimlerinden biri olan Yalçın Tura, Seha Okuş’da, gönlünden geçeni olduğu gibi ortaya çıkaracak bir “ruh” ve “gırtlak” sezmiş ve yanılmamıştır. Bu film için girişilen işbirliğinin en parlak noktası, sonraları Edip Akbayram tarafından bütün memlekete ezberletilecek olan “Hasretinle Yandı Gönlüm” olur. Okuş’un şarkısı, Türkan Şoray’ın yürek burkan dünyası ile birleştiğinde herkes hüzünlere, gözyaşlarına boğulmuştur. Melih Duygulu ve Kalan işbirliği ile yayınlanan bu albüm, zaten bu şarkı ile açılıyor, Okuş’un eşsiz sesi ile hayat verdiği tam 16 başka türkü ile devam ediyor.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
