Günahı bir ahlâk dersi olarak değil, toplumsal bir düzenek olarak ele alan, iddialı bir sinema metni.
Sinners (Günahkârlar), Ryan Coogler tarafından yazılan, yönetilen ve ortak yapımcılığı üstlenilen, Amerikan yapımı gotik–doğaüstü korku filmidir. Film, korku türünü klasik “jump scare” yapısından ziyade atmosfer, ahlâk ve doğaüstü gerilim ekseninde kurmayı hedefleyen bir anlatı olarak konumlanır.
Başrolde, Coogler’ın önceki projelerinden tanıdık iş birliği sürdürdüğü Michael B. Jordan yer alır. Oyuncu kadrosunda ayrıca Delroy Lindo, Jack O’Connell, Jayme Lawson, Wunmi Mosaku, Omar Benson Miller, Hailee Steinfeld, Lola Kirke ve Christian Robinson bulunur.
Coogler, filmi Proximity Media çatısı altında geliştirmeye başlamış; proje, Ocak 2024’e kadar tür sineması bağlamında olgunlaştırılmıştır. Warner Bros. Pictures, Şubat 2024’te gerçekleşen bir teklif yarışının ardından filmin dağıtım haklarını satın almıştır. Ek oyuncu seçimleri Nisan 2024’te yapılmış, çekimler Temmuz 2024’te tamamlanmıştır. Filmin resmî adı Eylül 2024’te kamuoyuna açıklanmıştır.
Sinners’ın, 7 Mart 2025’te Amerika Birleşik Devletleri’nde vizyona girmesi planlanmaktadır. Film, gotik estetik ile doğaüstü korkuyu birleştiren yapısıyla, Ryan Coogler’ın filmografisinde tür sinemasına yönelik ilk büyük ölçekli adımı olarak değerlendirilmektedir.
Hikâye, Ekim 1932’de, I. Dünya Savaşı gazisi ikiz kardeşler Elijah “Smoke” ve Elias “Stack” Moore’un, yedi yıl geçirdikleri Chicago’dan Mississippi, Clarksdale’e dönüşüyle başlar. Suç örgütlerinden çaldıkları parayla, yerel siyahi topluluğa ait bir müzik mekânı açmak amacıyla toprak sahibi Hogwood’dan eski bir kereste fabrikası satın alırlar. Şarkıcı ve gitarist olan küçük kuzenleri Sammie, papaz olan babası Jedidiah’ın blues müziğini “günah” olarak niteleyen uyarılarına rağmen bu girişime katılır.
İkizler kısa sürede bir ekip kurar: piyanist Delta Slim, Çinli dükkân sahipleri Grace ve Bo Chow tedarikçi olarak, tarım işçisi Cornbread fedai olarak, Smoke’un eşi Annie ise aşçı olarak mekânda yerini alır. Annie, Hoodoo pratiklerinin ikizleri koruduğuna inanırken, Smoke, bebek kızlarının ölümünü engelleyememiş olmaları nedeniyle bu inançlara kuşkuyla yaklaşır. Stack, geçmişte beyaz topluluğun baskısından korumak için terk ettiği eski sevgilisi Mary ile yeniden karşılaşır. Bu sırada, İrlandalı göçmen vampir Remmick, Choctaw vampir avcılarından kaçarak, aynı zamanda Ku Klux Klan üyesi olan Hogwood ailesiyle birlikte saklanır ve onları vampirleştirir.
Mekânın açılış gecesinde sahneye Sammie, Delta Slim ve Sammie’nin âşık olduğu şarkıcı Pearline çıkar. Sammie’nin olağanüstü müziği, farkında olmadan hem geçmişin hem geleceğin ruhlarını mekâna çağırır; bu performans, davet edilmeden insan yerleşimlerine giremeyen Remmick ve vampirlerinin de dikkatini çeker. Para ve müzik karşılığında içeri girmek isteyen Remmick, Smoke tarafından reddedilir. Aynı gece, müşterilerin şirket kuponlarına bağımlı olması nedeniyle mekânın kârlı olmayacağı anlaşılır. Dışarıdan gelir bulma tartışmaları sürerken Mary dışarı çıkar ve Remmick tarafından vampire dönüştürülür; geri döndüğünde Stack’i baştan çıkarır ve ölümcül biçimde ısırır. Sammie ve Smoke olaya tanık olur; Smoke, Mary’yi vurur, ancak Mary etkilenmeden kaçar. Bu arada Cornbread de vampire dönüştürülür.
Smoke mekânı kapatır; müşteriler ve Bo ayrılırken vampirler tarafından dönüştürülür. Stack bir vampir olarak yeniden dirilir, ancak Annie’nin sarımsak turşusu suyu ile püskürtmesi sayesinde kaçar. Annie, saldırganların vampir olduğunu anlar ve hayatta kalanlara vampirlerle nasıl mücadele edileceğini, ayrıca Remmick’in öldürülmesinin diğer vampirleri insana çevirmeyeceğini açıklar. Remmick ve vampirleri ortak bir zihni paylaşsalar da bireysel kişiliklerini korumaktadır.
Remmick, davet edilmedikçe mekâna giremeyeceği için hayatta kalanları vampirliğin sunduğu ölümsüzlük ve zulümden kaçış vaadiyle ikna etmeye çalışır. Karşılığında Sammie’nin müziğiyle kayıp topluluk ruhlarını çağırmak ister; ayrıca Hogwood’un yerel Klan’ın lideri olduğunu ve şafakta mekâna saldırmayı planladığını açıklar. Teklif reddedilince, Chow’ların kızı Lisa’ya saldırmakla tehdit eder. Öfkelenen Grace, vampirleri mekâna davet eder ve büyük bir çatışma başlar. Grace, Annie ve Delta Slim ölür; Mary kaçar, Remmick ise Pearline’i vampire dönüştürür.
Smoke, Annie’nin sağladığı Hoodoo korumasıyla Stack’i alt eder; Sammie ile birlikte kalan vampirlerin gün doğumunda yanarak yok olmasını sağlar. Ardından Smoke, Hogwood ve adamlarını öldürür; Sammie’yi eve gönderir, ancak kendisi ölümcül biçimde vurulur. Ölümünden sonra Annie ve kızlarıyla yeniden bir araya gelir. Sammie ise babasının kurtuluş çağrılarını reddeder ve Chicago’ya gider.
1992’de, artık başarılı bir blues müzisyeni olan yaşlı Sammie, yerel bir blues kulübünde yaşlanmamış Stack ve Mary tarafından ziyaret edilir. Stack, Smoke’un kendisini bağışlamasının tek şartının Sammie’nin huzur içinde yaşaması olduğunu söyler. Ölümsüzlük teklifini reddeden Sammie, onlar için bir performans sergiler. Ayrılırken, o gecenin hayaletlerinin peşini bırakmadığını ama şiddete rağmen hayatının en güzel günü olduğunu itiraf eder. Stack ise, Smoke’u ve güneşi son gördükleri o anın, hepsinin gerçekten özgür olduğu tek zaman olduğu konusunda hüzünle hemfikirdir.
Sinners, Ocak 2024’te, yazar–yönetmen–yapımcı Ryan Coogler’ın, uzun süredir birlikte çalıştığı Michael B. Jordan’ın başrolde yer alacağı isimsiz bir dönem filmi olarak, Proximity Media çatısı altında geliştirilmeye başlandı. Proje daha bu aşamada, Hollywood stüdyoları arasında dikkat çekici bir dağıtım savaşına yol açtı.
Sony Pictures, Warner Bros. Pictures ve Universal Pictures, yaklaşık 90 milyon dolarlık bütçeye sahip olduğu bildirilen filmin dağıtım hakları için rekabete girdi. The Hollywood Reporter’a göre Warner Bros., projeyi başlangıçta 80 milyon dolarlık bir yapım bütçesiyle onayladı; ancak bütçe zamanla yaklaşık 100 milyon dolara yükseldi. Bu sürecin en dikkat çekici yönü, Coogler’ın stüdyolardan talep ettiği koşullardı: ilk gişe gelirleri üzerinde hak, son kurgu ayrıcalığı ve filmin vizyona girmesinden yirmi beş yıl sonra mülkiyetin kendisine devri. Warner Bros., bu şartları kabul ederek filmin dağıtım haklarını kazandı; bu anlaşma, çağdaş Hollywood’da yönetmen–stüdyo ilişkileri açısından istisnai bir örnek olarak değerlendirildi.
Oyuncu kadrosu Nisan 2024’te genişledi. Jack O’Connell, filmin kötü adamı olarak açıklandı; Delroy Lindo, Jayme Lawson, Omar Benson Miller, Hailee Steinfeld, Li Jun Li ve Lola Kirke açıklanmayan rollerde projeye dahil edildi. Wunmi Mosaku, Smoke’un sevgilisi rolüyle kadroya katıldı. Mayıs ayında Yao, Miles Caton, Peter Dreimanis ve Christian Robinson da oyuncu listesine eklendi. Bazı roller için yapılan seçmeler de kamuoyuna yansıdı; örneğin Halsey ve Machine Gun Kelly, farklı roller için değerlendirilmiş, ancak bu süreçler sonuçsuz kalmıştır.
Ana çekimler, 14 Nisan 2024’te, New Orleans’ta “Grilled Cheese” çalışma başlığıyla başladı ve 17 Temmuz 2024’te tamamlandı. Görüntü yönetmeni Autumn Durald Arkapaw, filmi 65 mm film kullanarak; IMAX 15-perf ve Ultra Panavision 70 kameraların birlikte kullanıldığı büyük formatlı bir sistemle çekti. Bu tercih, filmin sahneleri arasında 1.43:1 ile 2.76:1 en–boy oranları arasında bilinçli geçişler yapılmasına olanak tanıdı. Arkapaw, bu projeyle büyük formatlı IMAX filmle çekim yapan ilk kadın görüntü yönetmeni olarak sinema tarihine geçti. Kodak, film için özel olarak Ektachrome 100D 5294 stokunun 65 mm’lik bir versiyonunu üretti; bu stok, özellikle geri dönüş sahnelerinde kullanıldı. Yapımın yalnızca Louisiana’daki çekimler için harcadığı tutarın 67,6 milyon dolar olduğu bildirildi.
Filmin yapım tasarımı Hannah Beachler tarafından üstlenildi. Beachler, filmde yer alan kilise tasarımında, “Wakanda Forever” jestini çağrıştıran çapraz kirişlerle, merhum Chadwick Boseman’a bilinçli bir saygı duruşu yapıldığını açıkladı. Görsel efektler Industrial Light & Magic başta olmak üzere Storm Studios, Rising Sun Pictures, Base FX, Baraboom Studios, Light VFX ve Outpost VFX tarafından gerçekleştirildi.
Kostüm tasarımında ise ilginç bir endüstriyel geçiş yaşandı. Ruth E. Carter’ın, yapımı askıya alınan MCU filmi Blade için tasarladığı bazı kostümler, iki filmin benzer dönem ve mekânlarda geçmesi nedeniyle Sinners için yeniden kullanıldı. Marvel Studios, bu kostümlerin satın alınmasına onay verdi; stüdyo başkanı Kevin Feige, Blade’in dönem anlatısından vazgeçilmesi sonrası bu tasarımlara artık ihtiyaç duyulmadığını ve Coogler’ın filminde kullanılmasından memnuniyet duyduklarını açıkladı.
Ryan Coogler, Sinners’ın anlatı ve estetik dünyasını kurarken, hem çağdaş Amerikan sinemasının belirleyici yönetmenlerinden hem de popüler kültürün farklı katmanlarından beslenen geniş bir ilham alanına işaret eder. Coogler, doğrudan referans verdiği isimler arasında Quentin Tarantino, Jordan Peele, Christopher Nolan (filmde özel teşekkür kredisiyle anılır), Francis Ford Coppola, Brian De Palma ve Spike Lee’yi sayar. Bu liste, Sinners’ın yalnızca bir korku filmi değil; suç, ahlâk, şiddet ve kimlik temalarını çok katmanlı bir sinema geleneği içinde ele aldığını gösterir.
Coogler’ın gençlik yıllarından itibaren hayranlık duyduğu Robert Rodriguez, filmin çıkış fikrinde özel bir yer tutar. Yönetmen, özellikle Rodriguez’in From Dusk Till Dawn ve The Faculty adlı yapımlarının, türler arası geçişleri ve beklenmedik anlatı kırılmalarıyla Sinners’ın tonunu etkilediğini belirtir. Bu etki, filmde korku, suç ve gotik anlatının iç içe geçirilmesinde belirgin biçimde hissedilir.
Bunun yanı sıra Coogler, Coen Kardeşler’in sinemasını da önemli bir referans noktası olarak görür; özellikle No Country for Old Men, Inside Llewyn Davis ve Fargo, karakterlerin kaderle kurduğu ilişki ve Amerikan taşrasının karanlık yüzünü ele alış biçimleriyle Sinners’ın atmosferine zemin sağlar. Korku sineması bağlamında ise John Carpenter’ın The Thing adlı filmi, kapalı mekân gerilimi ve “öteki” fikrinin bedensel tehdit olarak sunulması açısından belirleyici bir etki olarak öne çıkar.
Coogler, şaşırtıcı biçimde, The Luck of the Irish adlı bir Disney Channel yapımının da hayal gücü üzerinde güçlü bir iz bıraktığını dile getirir. Bu tercih, yönetmenin ilham kaynaklarını yalnızca “prestijli” ya da karanlık metinlerle sınırlamadığını; çocukluk belleğinin popüler ürünlerini de estetik hafızasına kattığını gösterir.
Televizyon cephesinde, The Twilight Zone Coogler için temel referanslardan biridir. Özellikle dizinin “The Last Rites of Jeff Myrtlebank” bölümü, ölüm, geri dönüş ve toplumsal dışlama temalarıyla Sinners’ın ruhuna doğrudan temas eden bir anlatı örneği olarak anılır. Sinema dışındaki en güçlü edebî etki ise ’Salem’s Lot’tur; Stephen King’in vampir mitini küçük Amerikan kasabası bağlamında ele alışı, Sinners’ın gotik–toplumsal gerilimini besleyen başlıca kaynaklardan biri olarak görülür.
Müzikal düzlemde Coogler, Metallica’nın One adlı parçasını da ilham kaynakları arasında sayar. Şarkının savaş, travma ve bedensel hapsolmuşluk temaları, filmin şiddet ve özgürlük tartışmalarıyla paralel bir duygusal zemin oluşturur.
Sinners, birbirine gevşek bağlarla tutunan karakterlerin kesişen hikâyeleri üzerinden ilerler. Filmde “günah”, teolojik bir ihlal olarak değil; çıkar, korku, itaat ve suskunluk üzerinden tanımlanır. Her karakter, doğrudan suç işlemese bile, suça alan açan bir konumda durur.
Bu yaklaşım, filmi klasik suç anlatılarından ayırır. Fail–mağdur ikiliği bulanıklaşır; seyirci, ahlâkî bir rahatlığa değil, etik bir huzursuzluğa davet edilir.
Filmin 16 dalda Oscar adaylığı alması, birkaç başlıkta toplanabilir:
Senaryo: Diyalogdan çok yapı kuran, parçalı ama tutarlı bir anlatı
Oyunculuk: Tek bir yıldız performans yerine, kolektif oyunculuk dengesi
Yönetim: Gösterişten kaçınan, mesafeli ama baskı kuran bir rejisörlük
Teknik Alanlar: Görüntü, kurgu ve ses tasarımının anlatıyla uyumu
Tematik Cesaret: Güncel ama kolaycı olmayan bir ahlâk tartışması
Sinners, ödül sezonuyla birlikte “günah” kavramını yeniden dolaşıma sokar. Film, sosyal medyada ve eleştiri yazılarında; kurumsal suç, sessiz ortaklık ve ahlâkî konfor başlıklarıyla tartışılır. Bazı yorumcular filmi çağdaş bir anti-vaaz olarak okur: Seyirciyi arındırmayan, aksine sorumluluk yükleyen bir anlatı.
Sinners, günahkârı işaret etmekle yetinmez; işaret etme refleksinin kendisini sorgular. Bu yüzden film, “kim suçlu?” sorusundan çok, “bu suç neden mümkün?” sorusunu sorar. Oscar’daki geniş adaylık listesi, filmin bu rahatsız edici soruyu hem estetik hem de düşünsel düzeyde başarıyla kurduğunu gösterir.