SARI YELEKLİLER HAREKETİ (Fransa) – Görünür Yelekle Görünür Öfke

Bir reflektör yeleğin gündelik pratikten çıkıp siyasal sembole dönüşmesi, modern Fransa’nın en kalabalık ve en dağınık itirazlarından birini doğurur: “Sarı Yelekliler”, merkezle çevre arasındaki gerilimi sokağın diline çevirir.


Sarı Yelekliler Hareketi Nedir?

Sarı Yelekliler Hareketi (İng. Yellow Vests Movement; Alm. Gelbwestenbewegung; Fra. Mouvement des Gilets jaunes), 2018 sonbaharında Fransa’da yakıt vergisi artışı ve hayat pahalılığına karşı başlayan; kısa sürede vergi adaleti, satın alma gücü, temsil krizi ve doğrudan demokrasi taleplerini de içine alarak büyüyen, merkezi olmayan bir kitlesel protesto dalgasını ifade eder. Hareket adını, Fransa’da her araçta bulunması zorunlu reflektörlü uyarı yeleğinden alır: Ucuz, yaygın, herkesin elinin altında ve “görünür” bir nesne; tam da bu yüzden siyasetin göremediğini görünür kılan bir simgeye dönüşür.

Bu hareket, klasik sendikal hiyerarşiyle veya parti disipliniyle yürüyen bir örgütlenmeden çok, sosyal medya çağının yatay koordinasyonuna yaslanır. Farklı sınıfları aynı cümlede buluşturan şey, tek bir ideolojik program değil; gündelik hayatın maliyeti, taşra/banliyö hissiyatı ve “bizi kim temsil ediyor?” sorusudur.


Dünden Bugüne Sarı Yelekliler

Sarı Yelekliler, 17 Kasım 2018’de yakıt vergisi artışına tepkiyle sokağa çıkar; kısa süre içinde protestolar hafta sonları “aktlar” halinde sürer ve ülke çapında geniş bir görünürlük kazanır. İlk kıvılcım akaryakıt fiyatları ve otomobile bağımlı yaşamın maliyetiyken, hareketin dili hızla büyür: Vergi yükünün adil dağılıp dağılmadığı, kamu hizmetlerinin (özellikle taşrada) niçin gerilediği, siyasal kararların “Paris merkezli” bir dünyada nasıl verildiği tartışmaya açılır.

Hükümet, Aralık 2018’de yakıt vergisi zammını askıya alma/geri çekme yönünde adımlar atar; hemen ardından Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 10 Aralık 2018’de ulusa sesleniş konuşmasıyla asgari ücrette artış ve bazı vergi düzenlemeleri gibi ekonomik tavizler açıklar. Bu tavizler, hareketi bir anda bitirmez; fakat protestonun ağırlık merkezini, tek bir vergi kaleminden daha geniş bir temsil ve adalet tartışmasına taşır.

2019’da “Büyük Ulusal Tartışma” (grand débat) süreciyle şikâyetlerin kurumsal zemine çekilmesi hedeflenir; belediyelere bırakılan “cahiers de doléances” (şikâyet/arzuhal defterleri) bu dönemin en sembolik araçlarından biri olur. Bu defterlere yüz binlerce yurttaşın katkı sunduğu, binlerce belediyede biriktiği ve yıllar sonra bile “kamusal hafıza” olarak erişilebilirliği tartışıldığı vurgulanır.

Hareketin bir başka yüzü de şiddet tartışmasıdır: Sokakta vandallık, polis müdahalesi, gözaltılar ve yaralanmalar; devletin “kamu düzeni” söylemiyle eylemcilerin “meşru itiraz” söylemi arasındaki fay hattını kalınlaştırır. Bu nedenle Sarı Yelekliler, yalnızca ekonomi-politik bir isyan değil; “protesto hakkı” ve “güvenlik devleti” tartışmalarının da modern bir laboratuvarı olarak okunur.


► Sarı Yelekliler bir parti ya da sendika hareketi midir?
Hayır; tam tersine, belirgin bir liderlik ve tek merkezli örgütlenme olmadan büyüyen, yatay koordinasyonla ilerleyen bir protesto dalgasıdır. Bu durum, bir yandan kapsayıcılığı artırır; öte yandan taleplerin tek bir programa bağlanmasını zorlaştırır.


► Hareket yalnızca “benzin zammı” yüzünden mi çıktı?
Başlangıç kıvılcımı yakıt vergisi ve satın alma gücüdür; fakat çok kısa sürede vergi adaleti, kamu hizmetleri, temsil krizi ve doğrudan demokrasi gibi daha geniş başlıklara evrilir.


► Macron’un geri adımları hareketi bitirdi mi?
10 Aralık 2018’de açıklanan ekonomik önlemler ve bazı vergi düzenlemeleri tansiyonu düşürmeyi hedefler; ancak hareket tamamen sönmez. Çünkü itiraz, yalnız “cüzdan” meselesi değil, “duyulmama” meselesidir.


► “Cahiers de doléances” neden bu kadar önemli görüldü?
Çünkü Sarı Yelekliler’in dağınık öfkesini, yazılı ve kurumsal bir arşive dönüştüren nadir araçlardan biridir. Yüz binlerce katkıyla oluşan bu metinler, bir tür modern “toplumsal şikâyet haritası”dır; bugün bile kamusal erişim ve şeffaflık tartışmalarının merkezindedir.


► Hareketin en kalıcı mirası nedir?
Tek bir yasa değişikliği değil; “temsil” kavramının sorgulanmasıdır. Sarı Yelekliler, çağdaş demokraside sandık ile gündelik hayat arasındaki mesafenin, sokakta nasıl görünür hâle geldiğini anlatan bir eşik oluşturur.


Popüler Kültürde Sarı Yelekliler

Kitap dünyasında Sarı Yelekliler, “taşra/merkez çatışması”, “temsil krizi” ve “sosyal adalet” başlıklarıyla çok sayıda deneme ve araştırmaya konu olur; hareketin dili, sloganları ve görsel kodları çağdaş siyaset yazınında ayrı bir dosya açar. Sinemada ve belgeselde ise hareket, hem doğrudan kayıt altına alınan sokak sahneleriyle hem de polis-şiddet-demokrasi tartışmalarını odağa alan yapımlarla bir “zamanın tanıklığı” malzemesine dönüşür. Örneğin, François Ruffin ile Gilles Perret’in J’veux du soleil (2019) filmi, Sarı Yelekliler bağlamında Fransa’nın farklı yüzlerini dolaşan bir belgesel anlatı kurar.

Müzikte, sokak ritmi ve protesto geleneği içinde hareketin “görünürlük” teması çeşitli referanslar üretir; tiyatroda ve sahne sanatlarında ise Sarı Yelekliler, “kalabalık korosu” ile “yalnız yurttaş” arasındaki gerilim üzerinden yeniden kurulabilen bir dramatik malzemeye dönüşür.


Genel Değerlendirme

Sarı Yelekliler, modern demokrasinin iki gerçeğini aynı anda görünür kılar: Birincisi, gündelik hayatın maliyetinin siyaseti belirleyen çıplak bir güç olduğudur. İkincisi ise, temsil mekanizmaları tıkandığında “söz”ün hızla “sokağa” aktığıdır. Reflektörlü yelek, burada yalnız bir simge değildir; periferinin, banliyönün ve “normal hayatın” merkeze yönelttiği ışıklı bir itirazdır: Bizi görün.


Velev’den İlgili Maddeler

POPÜLİST LİDERLİK
DİRENİŞ VE TARİHSEL GELİŞİMİ
YATAY DEMOKRASİ
PROTESTO VE TARİHSEL GELİŞİMİ
NEOLİBERALİZM