Bir kurtuluş stratejisi mi, siyasal bir teslimiyet mi? Mandacılık, kriz dönemlerinde “geçici çözüm” iddiasıyla ortaya çıkan, ancak egemenlik fikrini kökten tartışmaya açan bir siyasal tutumdur.
Mandacılık (İng. Mandate system / Mandatism; Alm. Mandatssystem; Fra. Système de mandat), bir devletin ya da toplumun, kendi kendini yönetemeyeceği varsayımıyla, başka bir büyük gücün siyasal, askerî ve idarî himayesi altına girmesini savunan anlayışı ifade eder.
Kavram, özellikle I. Dünya Savaşı sonrasında Milletler Cemiyeti çatısı altında geliştirilen manda sistemi ile kurumsal bir nitelik kazanmıştır. Bu sistemde “manda”, sömürgecilik yerine kullanılan daha yumuşak bir terim olsa da, fiiliyatta egemenlik devrini içermektedir.
Mandacılık düşüncesi, en çok savaş yenilgileri, ekonomik çöküşler ve siyasal belirsizlik dönemlerinde güç kazanır. Toplumun bir kesimi, tam bağımsızlık hedefini “gerçekçi olmayan bir ideal” olarak görürken, güçlü bir devletin koruyuculuğunu geçici bir çıkış yolu olarak savunur.
Türkiye özelinde mandacılık, 1918–1920 yılları arasında, Osmanlı Devleti’nin fiilen çöktüğü dönemde yoğun biçimde tartışılmıştır. Amerikan ya da İngiliz mandası fikri, bazı aydınlar ve siyasetçiler tarafından dile getirilmiş; ancak bu yaklaşım, Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde şekillenen Millî Mücadele tarafından kesin biçimde reddedilmiştir. “Ya istiklâl ya ölüm” şiarı, mandacılığa karşı net ve tarihsel bir kırılma noktası oluşturmuştur.
Günümüzde mandacılık, klasik anlamıyla savunulmasa da; ekonomik bağımlılık, askerî ittifaklar ve siyasal vesayet tartışmaları üzerinden dolaylı biçimlerde yeniden gündeme gelmektedir.
► Mandacılık ile sömürgecilik aynı şey midir?
Hayır. Mandacılık, söylemde “geçici himaye” olarak sunulur; ancak pratikte sömürgeciliğe çok yakın sonuçlar doğurur.
► Mandacılık neden bazı aydınlara cazip gelmiştir?
Çünkü askerî ve ekonomik yıkım ortamında, güçlü bir devletin desteği “daha az bedelli” bir seçenek gibi görülmüştür.
► Türkiye’de mandacılık neden reddedildi?
Millî Mücadele, bağımsızlığın ertelenemez ve pazarlık konusu yapılamaz bir değer olduğunu savunmuştur.
► Mandacılık tamamen geçmişte mi kaldı?
Kavramsal olarak evet; ancak günümüzde “yumuşak bağımlılık” biçimleriyle tartışma alanı bulmaktadır.
► Mandacılık bir pragmatizm midir?
Kısa vadede pragmatik görünebilir; fakat uzun vadede siyasal iradenin aşınmasına yol açar.
Mandacılık, doğrudan bir tema olarak nadiren işlenir; ancak bağımsızlık–bağımlılık ikilemi, romanlarda, tarihsel filmlerde ve politik dramalarda sıkça karşımıza çıkar. Özellikle sömürge sonrası edebiyatta, “koruma” söylemiyle gelen tahakküm eleştirel biçimde ele alınır. Türkiye bağlamında ise mandacılık, daha çok karşıt bir tarihsel örnek olarak anılır.
Mandacılık, güçsüzlük anlarında ortaya çıkan bir siyasal refleks olarak okunmalıdır. Güvenlik ve kalkınma vaadiyle sunulsa da, özünde egemenliğin devri anlamına gelir. Bu nedenle modern siyasal düşüncede mandacılık, çoğunlukla bağımsızlık fikrinin antitezi olarak değerlendirilir.
► MANDATER SİSTEM
► CENEVRE SÖZLEŞMESİ
► SÖMÜRGECİLİK
► MİT
► SALON SİYASETİ