Eski TBMM Başkanı ve AKP kurucularından Bülent Arınç, KHK TV’ye verdiği söyleşide hem 15 Temmuz darbe girişimi sürecine hem de Kanun Hükmünde Kararnameler’le (KHK) yaşanan ihraçlara yönelik dikkat çeken açıklamalar yaptı. Arınç’ın özellikle “genel af” çağrısı ve yargıdaki ağır sorunlara dair sözleri dikkat çekti.
Yürütülen geniş kapsamlı işlemlerin masum insanları hedef aldığını vurgulayan Arınç, “Bu darbenin faturası, o darbeyle hiçbir ilgisi olmayan Anadolu insanlarının üzerine kaldı.” dedi.
Arınç, KHK’ların Türkiye’nin demokratik ve hukuki zeminine zarar verdiğini vurguladı. KHK’larla ihraç edilenlerin önemli bir bölümü için hiçbir somut delil ortaya konmadığını söyleyen Arınç, yaşanan mağduriyetlerin toplumun geniş kesimlerini etkilediğini belirtti.
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
Kendi çevresinden örnekler veren Arınç, “Bir dönem daire başkanı olan bir kadını evlere temizliğe giderken görmek beni utandırıyor. Üst düzey bürokratların pompacılık yaptığına, öğretmenlerin iş bulamadığına şahit oluyorum. Çevremde o kadar mağdur var ki gördükçe yerin dibine geçiyorum, O’nlardan özür diliyorum” dedi.
Arınç, Türkiye’nin hukuk alanında ciddi bir tıkanıklık yaşadığını ve bu tıkanıklığın 15 Temmuz’dan sonra daha da derinleştiğini ifade etti. Yargıtay ve AYM kararlarının uygulanmamasını “hukuk devleti ilkesinin zedelenmesi” olarak değerlendiren Arınç, kararların bağlayıcı olduğunu ve tüm kurumların bu bağlayıcılığı kabul etmesi gerektiğini söyledi.
Hâkim ve savcıların siyasi baskı altında karar vermek zorunda kaldığını belirten Arınç, bazı hâkimlerin “tahliye verirsem sorgulanırım” endişesi taşıdığını aktardı. Arınç’a göre, tutuklama bir tedbir değil, cezanın kendisine dönüşmüş durumda.
Söyleşinin en dikkat çeken bölümlerinden biri de yürütülen yeni çözüm süreci tartışmaları hakkında Arınç’ın açıkça genel af talep etmesi oldu. Bu talebi sadece KHK’larla sınırlamayan Arınç, cezaevlerindeki kalabalığın Türkiye için alarm verici olduğunu belirtti.
Cezaevlerinde 430 binin üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunduğunu hatırlatan Arınç, “Bu sayı Türkiye’nin adalet mekanizmasının bir kriz içerisinde olduğunu gösteriyor” dedi. Yeni cezaevlerinin yapılmasını “sorunun büyüdüğünün kanıtı” olarak yorumladı.
Genel affın toplumsal huzur açısından gerekliliğini savunan Arınç, “Aileler parçalandı, çocuklar annesiz babasız kaldı. Toplumda biriken öfkeyi ve acıyı dindirmek için affın kapısı açılmalıdır” dedi.
Arınç, Türkiye’de hem ekonomik hem de hukuki alanlarda yaşanan krizin toplumun sinir uçlarını hassaslaştırdığını ifade etti. KHK’lıların yaşadığı dışlanmışlık duygusunun tehlikeli bir toplumsal yaraya dönüştüğünü belirten Arınç, “Bu insanları görmezden gelmek toplumsal barış açısından risklidir” dedi. Arınç, “Toplumsal bir patlama noktasına geldik. Affın açacağı kapı, bu gerginliği yumuşatır” dedi.
Masum insanların yıllardır süren mağduriyetlerinin “ülkenin geleceğini tehdit eden bir sorun” hâline geldiğini vurgulayan Arınç, “Bu düğüm çözülmeli ve adalet yeniden tesis edilmelidir” dedi.
Arınç, söyleşinin bir bölümünde kendi siyasi geçmişine de değindi. Milli Selamet Partisi’nden AKP’nin kuruluşuna kadar geçirdiği süreçleri anlatan Arınç, Meclis Başkanlığı ve Başbakan Yardımcılığı dönemlerinde hukuk reformlarına verdikleri desteği hatırlattı. AKP’nin ilk yıllarını “altın dönem” olarak nitelendiren Arınç, “O dönem hak, hukuk, özgürlük öncelikliydi” ifadesini kullandı.
Kendi yargılanma süreçlerinden örnekler veren Arınç, 163. maddeden aldığı cezanın Yargıtay tarafından bozulduğunu hatırlatarak “O dönem bile hukuka güvenimiz vardı” dedi.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
