Otomotiv piyasasında bir süredir ‘elektrikli modeller’ rüzgârı esiyor. Tesla’nın yaktığı ateşe odun atan Çinli firmalar, sektörde kısa sürede gücü ele geçirmeyi başarmıştı. BYD’nin öncülüğündeki Çinli otomotiv üreticileri, özellikle Avrupa piyasasında büyük dalgalanmalara yol açtı. Dünyanın en büyük otomotiv üreticilerinden Volkswagen gibi dev firmaları zor durumda bıraktı. Avrupa otomobil piyasası küçülmeye başladı. Hem ana sektör hem de tedarikçiler bir süredir sürekli küçülüyor ve çalışan sayısını azaltıyor.
Elbette bu noktaya gelinmesinde Avrupa Birliği Komisyonu’nun aldığı acele ve hatalı kararlarında etkisi oldu. Zira komisyon 2035’ten sonra ‘içten yanmalı motor’ yasağı getirdi. Otomotiv sektöründeki karbon salınımının tamamen önlenmesini hedefleyen bu düzenlemeye göre Avrupa ülkelerinde 2035’ten itibaren artık dizel ve benzinli otomobil yasağı başlayacak. Bu araçların hem üretimi hem de alım satımı yapılamayacak.
Ancak bu kararın ne kadar acele alındığı ve başta Almanya olmak üzere Avrupalı otomobil üreticilerinin bu dönüşüme hazır olmadığı ortaya çıktı. Eğer içten yanmalı motor yasağı uygulamaya geçerse, Avrupa firmaları, kıtayı saran Çin rekabetine karşı tamamen savunmasız kalacak.
Avrupa’da birçok üretici, içten yanmalı motorların sonunu planlamakta acele etti ve çok zaman geçmeden bu iddialı hedeflerinden geri döndü. Alman otomotiv devi BMW CEO’su Oliver Zipse, elektrikli araçların yüksek maliyetlerini ve şarj altyapısının geride kalmışlığını gerekçe göstererek, elektriğe geçişin zorlanmaması ve tüketicilerin seçme özgürlüğüne sahip olması gerektiğini çeşitli vesilelerle vurguladı.
Alman ekonomi gazetesi Automobilwoche ile yapılan yeni bir röportajda, üst düzey bir BMW yetkilisi, “İçten yanmalı motor bizim kanımızda var. Gerekirse gelecekte de finansal gücümüzü bunlar sağlayacak” açıklamasını yaptı. Geçen yıl 1,2 milyon motorun üretildiği BMW’nin Avusturya’daki Steyr fabrikasında fabrika müdürü olan Klaus von Moltke ise geleneksel güç ünitelerinin geliştirilmesine devam edileceğini de vurguladı.
Peki bundan sonra ne olacak?
Alman hükümetini oluşturan Hristiyan Birlik partileri (CDU/CSU) ve Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) oluşan komite, uzun süren tartışmaların ardından Cuma gecesi içten yanmalı motorların yasaklanmasına ilişkin ortak bir pozisyon üzerinde anlaştı. Başbakan Friedrich Merz, Almanya hükümetinin pozisyonunu iletmek için Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’e mektup göndereceğini açıkladı.
Koalisyonun önerisine göre, AB’de 2035 sonrası da sadece tamamen elektrikli araçların değil, plug-in hibritler ve “menzil genişletici” özelliğine sahip elektrikli araçların da piyasaya sürülebilmesi isteniyor. Menzil genişletici, yolculuk sırasında bataryayı şarj etmek için ek bir içten yanmalı motor anlamına geliyor. Merz ayrıca Brüksel’den, 2035 sonrası “yüksek verimli içten yanmalı motorların” da kullanılmasına izin verilmesini talep edeceğini söyledi.
Şu anda yeni otomobiller için karbondioksit salınımı sınırlarının yeniden düzenlenmesi üzerinde çalışmalar yürüten Komisyon’un, 10 Aralık’ta bu konuda bir öneri yayınlaması planlanıyor. Mevcut durumda, 2035’ten itibaren yeni araçların karbondioksit salınımı yapmaması gerekiyor. Dolayısıyla mevcut plana göre, içten yanmalı motorların tamamıyla yasaklanması hedefleniyor.
Sözcü Itkonen, düzenlemelerin revizyonu üzerinde hâlen “yoğun şekilde” çalışıldığını ve Komisyon’un üye ülkelerden, çıkar gruplarından ve çeşitli kuruluşlardan “çok sayıda geri bildirim aldığını” belirtti. “Aldığımız tüm geri bildirimleri memnuniyetle karşılıyoruz” diyen Itkonen, tüm bunların Komisyon’un çalışmalarına dahil edileceğini vurguladı.
Avrupa Birliği’nin ekonomik lokomotifi konumundaki Almanya’da sanayi sektörü son birkaç yıldır ciddi sıkıntıda. Özellikle son bir yıldır artık sanayideki gerileme, ülkeyi alarm durumuna geçirdi. Dünyanın üçüncü büyük ekonomisinden neredeyse her gün ciddi kitlesel işçi çıkarma haberleri geliyor.
Durum böyleyken bir de geleneksel otomotiv sektörünün devreden çıkması sadece Almanya değil Avrupa’nın geneli içinde ‘ekonomik kaos’ demek. Yeni teknolojilerde Çin firmalarıyla baş edemeyen Almanya ve Avrupa’dan, Amerika’da olduğu gibi yüksek teknoloji firmaları da çıkmadığını da düşünürsek, geleneksel teknolojilerin biraz daha desteklenmesi tek çıkar yol gibi görünüyor.
Uzun sözün kısası Almanya ve Avrupa’nın yüksek teknolojilerini ve mühendislik altyapılarını geleneksel sektörleri güçlendirmek için kullanması kısa ve orta vadede, kıta ekonomisinin ayakta kalmasını sağlayabilir.
Şunu da bitirmeden ekleyelim. Sadece elektrikle çalışan modellerin kullanıcıları tam anlamıyla memnun edememesi, uzun şarj süreleri, şarj altyapısının yetersizliği ve yüksek maliyetler de, Merz ve ortaklarının geri adım çabasını destekler vaziyette.
Anlaşılan Avrupa’nın ‘elektrikli devrimi’ biraz daha bekleyecek.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
