ROSALÍA – Flamenko’yu Popla Harmanlayan İspanyol Yıldız

Katalan kökenli şarkıcı-söz yazarı, geleneksel flamenko köklerini modern pop, urbano, R&B ve elektronik türlerle buluşturarak küresel çapta sesini duyurmuş; 2000’lerin ortasından itibaren sesi dönüştüren bir müzikal devrime öncülük eden sıra dışı bir sanatçıdır.


Rosalía Kimdir?

Rosalía Vila Tobella, 25 Eylül 1992’de İspanya’nın Katalonya bölgesinde doğmuştur. Müzikal eğitimini Catalonia College of Music’te aldı; flamenko ve klasik müzik eğitimiyle yoğrulmuş bir arka plana sahiptir. Sahne adıyla “Rosalía” olarak tanınan sanatçı; vokalist, söz yazarı, yapımcı ve zaman zaman oyuncu kimliğiyle çok yönlü bir kariyere sahiptir.

Rosalía, Barselona’nın banliyölerinde doğup büyüdü. ABD’nin önde gelen radyo kuruluşu NPR onu “alışılmadık bir pop yıldızı” olarak tanımlarken, bu nitelemeyi “müzikal esnekliği ve farklı türler arasındaki sınırları bulanıklaştıran deneysel eğilimleri” ile açıklar. On üç yaşında İspanyol halk müziğini keşfetmesinin ardından, Katalonya Yüksek Müzik Okulu’nda müzikoloji eğitimi almış; aynı dönemde müzik barlarında ve düğünlerde sahneye çıkarak erken yaşta geniş bir icra deneyimi edinmiştir.

Rosalía, Raül Refree ile birlikte hazırladığı Los Ángeles (2017) albümü ve final projesi niteliğindeki El mal querer (2018) sayesinde Katalonya Yüksek Müzik Okulu’ndan üstün başarıyla mezun oldu. Guincho ile birlikte yapımcılığını yürüttüğü El mal querer, flamenkoyu pop ve urban sound ile yeniden kurgulayan yenilikçi bir çalışma olarak öne çıktı. Albümün çıkış teklisi Malamente, İspanya genelinde büyük bir etki yaratarak eleştirmenlerden evrensel övgüler aldı. Latin Grammy’de “Yılın Albümü” ödülüne, Grammy’de “En İyi Latin Rock veya Urban Albüm” ödülüne layık görülen ve Rolling Stone’un “Tüm Zamanların En İyi 500 Albümü” listesine giren El mal querer, Rosalía’nın uluslararası yükselişini başlatan dönüm noktası oldu.

Sanatçının ilk küresel hiti, 2019’da J Balvin ile yaptığı reggaeton parçası Con altura oldu. İki milyondan fazla kopya satan bu çalışma, Billboard ve Pitchfork tarafından yılın en iyi şarkıları arasında gösterildi ve Latin Grammy’de “En İyi Urban Şarkı” ödülünü kazandı. Rosalía daha sonra Bad Bunny, Ozuna, Billie Eilish, Travis Scott ve Arca gibi isimlerle işbirliği yaptı; bu ortaklıkların her biri ona uluslararası arenada yeni başarılar getirdi.

Rosalía, flamenko-pop karışımından daha geniş bir Latin müzik yelpazesine açıldığı üçüncü stüdyo albümü Motomamiyi 2022’de yayımladı. La fama, Saoko ve Despechá gibi teklilerle küresel listelerde büyük başarı elde eden albüm, Metacritic’te 17 saygın yayın tarafından verilen puanlarla yılın en yüksek ortalamasına (100 üzerinden 94) ulaşarak kritik başarıya imza attı.

Kariyeri boyunca İspanya’da on adet bir numara single elde eden Rosalía, ülkesinde bu unvana en çok ulaşan yerel sanatçı olmuştur. İki Grammy, on iki Latin Grammy (bunların ikisi “Yılın Albümü”), dört MTV Video Music Awards, bir MTV Europe Music Awards, üç UK Music Video Awards ve iki Premios Ruido dâhil olmak üzere pek çok ödül kazanmıştır. Billboard, 2019’da ona “flamenko etkili modern popuyla günümüz ana akım müziğinin sesini değiştirdiği” gerekçesiyle Rising Star ödülünü vermiştir. Ayrıca Latin Grammy tarihinde tek bir albümle en çok ödül alan İspanyol sanatçı olmuş; Grammy’de “En İyi Yeni Sanatçı” kategorisine aday gösterilen ilk İspanyol şarkıcı olarak tarihe geçmiştir.

Bugün Rosalía, çağdaş müzik sahnesinin en etkili ve en başarılı İspanyol sanatçılarından biri olarak geniş bir kabul görmektedir.


Dünden Bugüne Rosalía

2017 yılında yayımladığı ilk stüdyo albümü Los Ángeles, flamenko’nun karanlık, gitarî halk versiyonlarını yorumlayarak dikkat çekti.

Asıl çıkışını sağlayan albüm ise 2018’de çıkan El Mal Querer oldu. Bu albüm, flamenko ile modern pop/urbano akımlarını radikal bir biçimde harmanlayarak hem İspanya’da hem de uluslararası alanda büyük yankı uyandırdı. Albümdeki “Malamente” gibi şarkılar, geleneksel ve yeniyi buluşturan tarzının simgesi hâline geldi.

2022’de yayımladığı Motomami, zaten global başarı yakalamış Rosalía’nın yaratıcılık sınırlarını yeniden zorladığı, şehirli ritimler, dijital estetik ve stilize görselliklerle dolu bir albüm oldu.

2025’te hayranlarıyla buluşan dördüncü stüdyo albümü Lux, sanatçının müzikal evriminde yeni bir adım: Albümde modernizm, barok, choral düzenlemeler ve deneysel ses paletleri bir araya geliyor; geleneksel köklerinden beslenerek yeniyi kucaklıyor.


Rosalía’nın Müzikal Üslubu ve Türler Arası Yolculuğu

Rosalía’nın müziği hem onun hem de dinleyicinin sınırlarını zorlayan, “meydan okuyan” bir estetik olarak tanımlanır. Albümlerinin ve teklilerinin kavramsal yapısı ile türler arasında sürekli dönüşüm göstermesi, onu folklorik köklerden ana akıma ve avangart pop’a uzanan geniş bir spektrumda konumlandırır. Flamenko icrasında yüksek lisans derecesine sahip olan Rosalía, kariyerine tam anlamıyla bir cantaora olarak başladı. 2017’de yayımlanan ilk albümü Los Ángeles, sanatçıyı “zamanın ruhunu en iyi kavrayan çağdaş flamenko yorumcusu” olarak tanımlatan folklorik bir çalışma niteliğindedir. Bu nedenle eleştirmenler onu sık sık “genç bedende eski bir ruh” olarak tarif eder.

2018’de Malamente’nin yayımlanmasıyla Rosalía’nın ulusal popülaritesi hızla yükseldi. Şarkı, flamenko ile modern sanatların “heyecan verici bir füzyonu” olarak tanımlandı. Pitchfork, sanatçının sesini “likit bir kadife” olarak nitelendirirken, Malamente’nin dinleyeni tamamen içine çeken davul ve yumuşak sentez dokularıyla kendi dünyasını yarattığını yazdı. Aynı yıl çıkan El mal querer, The Guardian’dan tam not aldı ve “Latin pop sahnesindeki hiçbir çalışmayla kıyaslanamayacak kadar güçlü ve zeki bir albüm” olarak değerlendirildi.

2019’daki Con altura ile başlayan üç yıllık yeni dönem, Rosalía’nın müziğini daha konvansiyonel bir urban çizgisine taşıdı; ancak flamenkonun özü sanatçının imzası olarak varlığını sürdürdü. 2022’de yayımlanan Motomami, Rolling Stone tarafından “son yılların en cesur ve gözü kara prodüksiyonlarından biri” diye tanımlandı. Albüm, reggaeton’u merkezine alırken Latin Amerika’nın geleneksel müzikleri, endüstriyel tınılar ve caz gibi türlerle harmanlanarak “ana akımı yeniden tanımlayan” bir ses evreni oluşturdu. Rosalía, kayıt süreçlerinde çok geniş bir müzik yelpazesini bilinçli olarak dinlediğini belirtmiş; James Blake’in 2011 tarihli albümünü hayatındaki en etkili çalışmalar arasında saymıştır.

The Guardian’dan Alexis Petridis, El mal querer incelemesinde şöyle yazar: “Rosalía gerçekten şarkı söyleyebiliyor… fakat sesi alışıldık pop vokal stillerinden farklı bir gelenek içinde kökleniyor. Post-Whitney doğaçlama kalıpları, Amy Winehouse sonrası ‘eski soul’ tonlamaları veya Kate Bush’a benzetilmeye yönelik dramatik yükselişler yok. Bunun yerine sesi güçlü, cesur ve duygusal; melismaları ise Batılı pop’tan çok Doğu’nun estetik çizgisine yakın.” Geniş vokal aralığına rağmen Rosalía, hem stüdyo kayıtlarında hem canlı performanslarda Auto-Tune’u estetik bir araç olarak sıkça kullanır.

Son yıllarda Rosalía’nın söz yazarlığı bazı çevrelerde “rastlantısal” veya “kitsch” bulunarak eleştirilmiştir; oysa sanatçının şarkı sözleri çok katmanlıdır ve popüler kültürden genel kültüre uzanan yoğun referanslarla örülüdür. Aynı referans zenginliği videolarına da yansır; Rosalía görsel dili, sanatçı ile dinleyici arasındaki en kritik iletişim yolu olarak görür. Onu besleyen görsel dünya büyük ölçüde İspanyol geleneğinden ve başta Japon kültürü olmak üzere Doğu estetiğinden oluşur. Dinsel portrelerden çağdaş resme ve sinema ikonografisine kadar çeşitli sanat tarihsel göndermeleri projelerine taşır. Favori yönetmenleri arasında Pedro Almodóvar ve Andrey Tarkovski; favori filmleri arasında Gaspar Noé’nin Enter the Void’u ve Wong Kar-wai’nin Fallen Angels’ı; en sevdiği sanatçılar arasında ise Jean-Michel Basquiat yer alır.

Rosalía zaman zaman kültürel sahiplenme (cultural appropriation) tartışmalarının da odağında olmuştur. Bazı Roman toplulukları, sanatçının Roman geleneklerini ve flamenko kültürünü kendi estetik diliyle yeniden yorumlamasını eleştirmiştir. Ancak flamenkonun kökeni kesin olarak belirlenmiş değildir; büyük olasılıkla Müslüman, Yahudi ve Roman geleneklerinin birleşiminden doğmuş karma bir yapıya sahiptir. Rosalía bu eleştirilere, “müzik evrenseldir” diyerek yanıt vermiştir.


Rosalía’nın Sanatsal ve Kültürel Etkilenimleri

Rosalía, müzikal olarak en büyük esin kaynakları arasında Camarón de la Isla, James Blake ve Kate Bush’u gösterir. 2019’da MTV’ye verdiği bir röportajda, 13 yaşındayken tamamen tesadüfen Camarón’u keşfettiğini ve bunun hayatını değiştirdiğini söyler: “Arkadaşlarım flamenko dinliyordu, ben de onlarla birlikte dinlemeye başladım. Camarón’u duyduğumda ‘Tanrım!’ dedim. Kimsenin böylesine güçlü bir sesle şarkı söyleyebileceğine inanamıyordum. Bu sayede flamenkonun neredeyse sonsuz ve büyüleyici bir evren olduğunu fark ettim.” Flamenkodaki diğer önemli ilham kaynağı ise La Niña de los Peines’tir. Başlangıçta zorlandığını, fakat zamanla melodik cesaretini ve erkeksi bir geleneğin ortasında bir kadın olarak taşıdığı öncü rolü keşfettiğini belirtir: “Flamenko geleneksel olarak erkek sanatçıların alanıydı. O ise tüm yaratıcılığıyla ortaya çıkmıştı. O dönemde profesyonel bir kadın olmak çok sıra dışıydı.”

Rosalía, Kate Bush’un kişisel ve müzikal kataloğunu kendi sanatsal hırsı üzerinde belirleyici bir etki olarak görür; Bush’un “türleri parçalayarak yeniden kuran besteciliği” ve “yenilikçi sanat yönetimi” ona göre ilham verici bir modeldir. James Blake için ise şunları söyler: “Onu üniversitedeyken dinlemeye başladım. Müziği üzerimde büyük iz bıraktı; prodüksiyonundaki cesaret kadar minimalizmi ve özgür yapılarıyla. Onu dinlediğimde kendine çok geniş bir alan tanıdığını hissediyorum. Sanki kimseyi memnun etmek için değil, sadece kendisi için müzik yapıyor.” Sanatçılar daha sonra Blake’in 2019 tarihli Assume Form albümünde yer alan “Barefoot in the Park” adlı parçada birlikte çalışmıştır.

Rosalía’nın doğrudan etkilenim gösterdiği diğer müzik isimleri arasında Aventura, Beyoncé, Björk, La Repompa de Málaga, Niña Pastori, Tomás Luis de Victoria, Estopa, Manolo García, Frank Ocean, Héctor Lavoe, Kanye West, Lil’ Kim, Lole y Manuel, M.I.A., Shakira, Justin Timberlake, Rihanna, Tego Calderón, Arca, Pharrell Williams, Héctor el Father ve Lauryn Hill bulunur.

Moda alanındaki en büyük ilhamı ise Lola Flores’tir. Billboard’a verdiği bir söyleşide, “Onu seviyorum. Tutkusu, tavrı ve gücü beni büyülüyor,” der. Carmen Amaya’yı da anarak, “O, erkek kıyafetleriyle dans eden ilk kadınlardandı; zamanına meydan okuyordu,” ifadesini kullanır. Rosalía, moda dünyasının da dikkat çeken bir figürüdür; Palomo Spain, Dion Lee, Martin Margiela, Dapper Dan, Pepa Salazar, Matthew Williams, Alexander Wang, Burberry, Dominnico, Dior ve Versace gibi tasarımcılara özel bir hayranlık duyar. Üç kez Met Gala’ya katılmış; Rick Owens, Givenchy ve Dior tasarımlarıyla kırmızı halıda yer almıştır.


Öne Çıkan Eserleri

El Mal Querer — Flamenko mirasını modern pop, urbano ve deneysel unsurlarla yeniden yorumlayarak Rosalía’yı uluslararası arenaya taşıyan albüm.

Motomami — Cesur müzikal kararlar, şehirli ritimler ve kendine özgü görsel estetikle 2020’lerin pop müziğine yön veren işlerden biri.


Rosalía neden “atipik pop yıldızı” olarak tanımlanıyor?
Çünkü müziğinde pop hitlerinin ötesine geçerek flamenko köklerini, Catalan-Kürt vs. folklorik mirası, elektronik ve urbano müziği birleştiriyor; bu da onu standart pop çizgisinden ayrı kılıyor.


Rosalía nasıl bu kadar farklı bir ses yakaladı?
Uzun yıllar flamenko eğitimi aldı, gitar ve flamenko vokal eğitimi gördü; ardından bu köklü geleneği hem saygıyla koruyup hem de modern kayıt/aranjman teknikleriyle yeniden biçimlendirdi.


Popülerliğini hangi iş birliği/kroksel gerçekleştirdi?
2019’da kolaborasyon yaptığı J Balvin ile “Con Altura” adlı şarkı uluslararası başarı kazandı; bu, Latin pop ve urbano arenasında Rosalía’nın görünürlüğünü katladı.


Flamenko geleneklerini korurken nasıl yenilik yaptı?
Flamenko; akustik gitar, palmas (el şakırdatma), bağlama gibi geleneksel unsurlarıyla bilinir — Rosalía bu temel öğeleri korudu, ancak aranjman, beat, pop-urbano vokal hatta görselliği (klip, sahne, moda) modernize etti. Böylece flamenko sancak taşırken aynı zamanda gençlik ve küreselleşme diliyle buluştu.


Lux albümü neden dönüm noktası sayılıyor?
Çünkü bu albümde yalnızca pop/urbano değil; klasik, choral, deneysel unsurlar, orkestra düzenlemeleri ve çok katmanlı üretim yer alıyor. Rosalía bu sayede hem köklerine dönüyor hem de sanat müziği estetiğini popun içine taşıyor — kariyerinde yeni bir sinerji ve olgunluk dönemi.


Popüler Kültürde Rosalía

Rosalía’nın “flamenko-pop” sentezi, yalnızca müzik dünyasını değil; moda, görsel sanat, dans ve dijital kültürü de etkiledi. Onun klipleri, sahne kostümleri ve estetik tercihleri, genç İspanyollar ve Latin gençliği arasında bir trend oluşturdu.
Ayrıca, Latin müziğinin global sahnesindeki yükselişinde, flamenko gibi köklü bir geleneği yeniden tanımlamasıyla önemli bir köprü görevi gördü.


Genel Değerlendirme

Rosalía, köklerine derin saygı duyan ama bir o kadar cesur bir yenilikçi. Flamenko’nun topraklı ruhunu, global pop-urbano estetiğiyle buluşturarak hem kendi kimliğini yeniden kurguladı hem de dünya müzik arenasında kendine sağlam bir yer edindi. Sesindeki özgünlük, sanatsal vizyonu ve kültürel kökenleri harmanlama cesaretiyle, 21. yüzyıl müziğinin en dikkat çekici figürlerinden biridir.


Velev’den İlgili Maddeler

FUSION
FADO
MARIZA
CAZ
ARABESK