Arkada bıraktığımız günlerde ÖSYM, üniversitelerin farklı bölümlerine yerleşen öğrencilerin hangi puanlarla hangi bölümlere kayıt yaptırma hakkını kazandıklarını* açıkladı.
Sonuçlar gerçekten çok ilginç yorumlar gerektiriyor ama nedense ÖSYM bize sağlıklı yorum yapabilecek veriyi vermiyor, oysa ÖSYM’nin elinde bu veriler mevcut.
Üniversitelere giriş sınavı sonuçları belli olduktan çok kısa bir süre sonra ÖSYM kendi sitesinde farklı soru gruplarında öğrencilerin ortalama kaç net yaptıklarını açıklamıştı, ÖSYM’ye en azından ben kendi adıma bu veriyi hemen hesaplayıp yayınladıkları için teşekkür ediyorum.
Bu ortalama net doğru yanıtlar gerçekten çok can sıkıcıdır, aşağıda özetle aktarıyorum:
“Sınav üç ayrı test grubundan oluşuyor, TYT (Temel yeterlik testi), AYT (Alan yeterlik testi), YDT (Yabancı dil testi), tek tek bakalım.
TYT testine 825 bin öğrenci girmiş, bu öğrencilerin tümü lise son sınıf öğrencileri, yani on sene önce liseyi bitirip spor olsun diye girenler değil.
Bu öğrencilere 40 temel matematik sorusu sorulmuş, son sınıfı bu sene okuyanlar bunlar, 40 matematik sorusunda ortalama doğru cevap sayısı 6.6; başka bir ifade ile de on üzerinden ortalama 1.7 almış çocuklarımız matematikten, aşağıda daha da vahimi geliyor.
AYT’ye 642 bin kişi katılmış, AYT demek “ben matematikten daha iyi anlarım diyenler, 40 matematik sorusundan ortalama doğru sayısı 6.9, yani TYT’den ancak birazcık fazla, onlar da on üzerinden 1.72 almışlar, ortalamamız fena halde çakmış sınıfta.
AYT’den devam edeceğim, yani çocuklarımızin bu dalda daha iyiyim dedikleri alanlardan, 14 fizik sorusunda ortalama doğru sayısı 2.5, 13 kimya sorusunda ortalama doğru yanıt sayısı 1.8, 24 Türk Dili ve Edebiyatı sorusunda ortalama doğru yanıt sayısı 6.4.
AKP’nin çok iddialı olduğu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisinde 6 sorudan doğru yanıt sayısı 1.4. 11 tarih sorusunda doğru yanıt sayısı 1.3, çocuklara tarihi TRT dizileri saçmalıkları ile aşılamak isteyenlerin geldiği trajikomik nokta burası işte.”**
Türkiye eğitim sisteminin geldiği acıklı durum budur.
Bu sonuçlar lise eğitiminin ülkemizde tamamen tükendiğinin kanıtıdır ama bu kanıtlar yani kırk matematik sorusundan ortalama altı net doğru yapan öğrenciler üniversite sistemimizin de girdileridirler, başka bir ifade ile bu girdi kalitesi ile çok üst ve küçük bir elit öğrenci grubunun girdiği bölümler dışında üniversite sistemimizin de hal-i pür melalini göstermektedir.
Peki, yazımın başında ÖSYM’ye bu saydamlığı için teşekkür ettim ama hemen bir, iki satır aşağıda ise neden yayınlamadıkları en önemli veri için eleştiri getiriyorum, yayınlamadıkları veri nedir?
Çok sayıda bölüme giren öğrencilerin puanları açıklandı, en yüksek puanla gireni de, en düşük puanla gireni de görebiliyoruz ama sorun başka bir yerde: Çünkü puan denen kavram aslında bize pek bir şey söylemiyor, mesela “bir öğrenci 450 puan aldı” dediğimizde o öğrencinin yeterlik düzeyi hakkında fikir sahibi olabiliyor muyuz?
ÖSYM’nin yapmadığı ama kolayca yapabileceği iş her bölüme en son giren öğrencinin o puanı ilgili soru dallarında kaç net yaparak aldığıdır ve önemli olan gösterge de sadece budur.
Bu verinin açıklanmamasının altında kanımca bazı üniversitelerin bazı bölümlerine çok düşük hatta negatif net doğru ile girildiğinin kamuoyu tarafından bilinmesinin istenmemesidir diye düşünüyorum.
Durum gerçekten çok endişe vericidir.
Anadolu Üniversitesinden bir profesör geçen sene girdiği ÖSS’de tamamen sallayarak teslim ettiği cevap kâğıdı ile ve eksi net doğru ile bir fizik bölümünü kazanmış ve bu durumu basında açıklamış idi, rektörlük ise bu acıklı durumu araştıracağına, o öğretim üyesi hakkında soruşturma açmıştı.
Aynı profesör bu sene de aynı işi yaptı, bir vakıf üniversitesinin İngilizce eğitim yapan yani daha yüksek puanla girilen bir psikoloji bölümünü kazandı, bakalım rektörlük yine soruşturma açacak mı bu meslektaş hakkında?
Devlet sırrını açıkladı diye KHK’lı yapmasınlar bari bu hocayı.
Çok muhtemeldir ÖSYM de bu devlet sırrı saydam olmasın diye her bölüme en son giren öğrencinin kaç netle girdiğini açıklamamaktadır, çünkü durum çok can sıkıcıdır.
*Çok iyi Türkçe bilen bir Amerikalı meslektaş bu üniversite kazanmak ifadesine çok gülerdi, “Kumarda kazanılır, üniversiteye girilir ya da girilemez” derdi.
**Yukarıdaki tırnak içindeki bölümü 21 Temmuz 2025 tarihinde Yeni Arayış sitesinde yayınladığım kendi yazımdan aktarıyorum.